Kâinatın küçük bir örneği şeklinde yaratılan insan bedeni, muhteşem bir dengeler sistemi içinde varlığını devam ettirmektedir. Denge bozulduğunda, çeşitli hastalıklar kendini göstermektedir.

Bu hastalıklardan biri de, hiper tansiyon adı verilen yüksek tansiyondur. Kan damarları içinde dolaşan kanın, iç damar yüzeylerine yaptığı basınca tansiyon denir. Normal bir tansiyonun büyüğü 120, küçüğü 80 dir. Yaş ilerledikçe 140/90 oranı da normalden sayılır. Bu rakamların üstüne çıkan tansiyon oranları yüksek tansiyon hastalığının adıdır. “Sinsi düşman”olarak isimlendirilen yüksek tansiyon, zamanında teşhis edilip tedavi edilmezse, beyin kanaması, felç, damar bozuklukları, kalp ve böbreklerde hasar gibi vücudun çok yerlerinde tahribata sebep olur. Önemsenmesi ve tedbir alınması gereken sinsi bir hastalıktır.

Baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk, çift görme, kusma, burun kanaması, kulaklarda çınlama gibi daha bir çok belirtilerle kendini belli eden bu hastalıkla karşılaşıldığı zaman, doktor nezaretinde ilâç tedavisine geçilmelidir. Stres, aşırı tuz kullanımı, fazla kilolar, aileden gelen kalıtım ve daha bir çok sebeplerin tetiklediği bu hastalık, maalesef ülkemizde çok yaygın bir hale gelmiş. “Benim vücudum yüksek tansiyona alışkın.”mantığı ile pek dikkate alınmadığı da bir gerçek. Halbuki, vücut bize emanettir. Emaneti korumak da bizim vazifemiz. Kendimizin de dahil olduğu bu hastalık için hepimizin dikkatli olmamız ve gereğini yapmamız icap ediyor. Yoksa zamanla onarılması çok daha zor hastalıklarla karşılaşma ihtimalimiz çok yüksek olacaktır. Allah cümlemize sağlık ve afiyetler lütfetsin, inşaallah.

www.asyanur.info