İnsan hangi hastalıklarla karşılaşmışsa, elinde olmadan onunla meşgul olmaya başlıyor ve tedavi çareleri arıyor. Bediüzzaman “Vücudunda tavattun etmeye (vatan tutmaya) başlayan hastalıklar ölümün keşif kollarıdır.”uyarısında bulunması çok önemli.

Eylül ayı içinde yaşımızla orantılı olmayacak bir tarzda birkaç defa büyük su bidonları kaldırmıştım. Yürüyüşümü etkileyen bir durumla karşılaştım. Belimden çekilen MR filminde bel fıtığı olduğum anlaşıldı. Cenab-ı Hak, insanı ayakta tutan iskeletin omurga kısmında, omurlar arasında yastıklık vazifesi gören süngerimsi bir yapıda diskler koymuş. Omurgaları dışarıdan gelen darbelere karşı koruyan ve ağır bir şeyler kaldırdığımızda destek olan bu diskler, ani hareketlerde, öksürük ve hapşırık esnasında ve özellikle usulüne aykırı ağırlık kaldırdığımızda, bu diskler ya kayıyor veya yırtılıyor. Omurların dışına taşan bu diskin çıkıntıları, sinir sistemlerine baskı yaptığı zaman ağrılar başlıyor. O zaman ya fizik tedavi ile yahut cerrahi müdahale ile tedaviye başlamak gerekiyor.

Omurilikten geçip bacaklara doğru giden duyu veya motor sinir sistemleri yaratılmış. Duyu sinirlerine baskı oluyorsa çok sancılı süreçler yaşanıyor. Kasları kontrol eden motor sinir sistemine fıtık baskı yapıyorsa, fazla bir ağrı ve sancı hissedilmiyor. Bizimki ikinci tip fıtık imiş. Boyun veya bel fıtığı hastalığı da çok yaygın bir durumda. Yetişkin üç kişiden birinin fıtık hastalığı ile uğraşıyor olması gerçekten çok ilginç. Boyun veya bel fıtığı ile karşılaşıldığında mutlaka önemsenmeli ve tedavi çaresine bakılmalı. Yoksa felç olmaya kadar giden süreçler yaşanabilir. Zira örnekleri çok. Allah’ın verdiği vücut emanetine hakkıyla sahip çıkmak lazım. Ta ki, sağlıklı bir şekilde Allah’a kulluk yapabilelim ve dünya işlerimizi de yerine getirebilelim. Allah’tan her zaman sağlık ve afiyet dilemek gerekir.

www.asyanur.info