Osmanlı tarihinde ilk defa 31 Mart 1909 ayaklanması ile gündeme gelen irtica, cumhuriyet tarihi boyunca Müslümanları töhmet altında bırakmak ve köşeye sıkıştırmak için kullanılarak geliniyor. Halbuki hakiki bir terakki ve…

Cenab-ı Hak tarafından dünya coğrafyasının insanın yaşamasına elverişli hâle getirilmesinden bu yana, üzerinde yaşayan kavim ve milletler çok medeniyetler kurmuş ve o medeniyetler insanlık tarihinin ziyneti olmuştur. Milâttan önce kurulan…

Mutezile, Cebriye, Müncie, Mürcie, Mücessime, Râfizilik, Haricilik ve Vehhabilik gibi, daha nice Ehl-i Sünnet dışında kalan bâtıl inanç ve hurafe fikirler vardır ki; İslâm güneşinin tutulmasına ve ışığını âleme yaymasına…

“Yahudiler yetmiş bir. Hristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacak ve yalnız biri kurtulacak.”diye istikbalden haber veren ve gaybı gören nazarıyla Asr-ı Saadetten kıyamete kadar…

Asrımızda dinsizliği temsil eden büyük deccal komünizmin, hür dünyayı tehdit etmesini durduran ve askeri cenahta gerçekleşen İslâm-Hristiyan ittifakı “NATO”ile gerçekleşti. Ve nihayet 1991 yılında Sovyetler Birliğinin çökmesi ve komünizmin ölmesiyle…

Son peygamber olan Hazret-i Muhammed (asm) dünyaca hâkim ve sultan olduğundan, semavi dinlerin en sonuncusu olan İslâm ve onun kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak; insanın bir ferdinden aileye, sosyal…

Yaşadığı dönemde meşrutiyet yönetimine meşruiyet unvanıyla sahip çıkan ve istibdat idarelerinin alternatifi olduğunu bilerek, hürriyetin kaynağı olan parlamenter sistemi millete telkin eden Bediüzzaman “Bunu da cidden söylüyorum: Eğer, meşveret şeriattan…

Asr-ı saadet sonrası saltanata dönüşen hilafet, Emeviler ve Abbasilerle devam edip, Ehl-i Beyt adına kurulan Mısır’daki Fatımiye devletinden Osmanlılara geçti. Mercidabık Meydan Muharebesini zaferle neticelendiren Yavuz Sultan Selim, mukaddes emanetlerle…

İslâm şeriatını ve hukukunu sadece el kesmek ve zina edeni taşlamak gibi bir kaç konuya münhasır zanneden kimselerin ne kadar yanıldıkları ortadadır. İslâm dini, itikat, ibadet, ahlâk, muamelat ve had…

Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde, 1950 yılına kadar demokrasi yoktur. İnsan hak ve hürriyetlerinin askıya alındığı, vicdan ve din hürriyetinin en ceberut bir anlayışla, devletin demir yumruğuyla sindirildiği bir dönemdir. Onun içindir…

İslâm dininin ön gördüğü ve insanlık tarihinin ve beşeri yönetimlerin hâlâ erişemediği Asr-ı Saadetteki yönetim modeli, ahlâki değerler ve dînî motiflerle zenginleştirilmiş; hürriyet, adalet, meşveret ve hukukun üstünlüğünden medet alan…

“Medenilere galebe çalmak ikna iledir. Söz anlamayan vahşiler gibi icbar (zorlama) ile değildir.”diyen Bediüzzaman, tamamen ikna ve ispat üzerine bina ettiği iman hakikatleri ve içtimai prensiplerden meydana gelen Nur Risalelerini…

Kâinatın Efendisi (asm) tarafından haber verilerek, Müslümanların dikkatlerinin çekildiği ve İslâm âleminde çıkarak aldatmakla iş gören Süfyan komitesinin bid’akâr rejiminin tahribini tamir için vazifeli olan Bediüzzaman ve Nur Talebeleri gibi;…

Beşerî sistemler içinde en tekâmül etmiş şekli olan demokrasi, insan aklının ürünüdür ve sürekli tekâmül kaydetmektedir. Vahyin ürünü olan İslâmiyet, demokrasinin çok önündedir. Ancak, İslâm dini ve onun ihtiva ettiği…

Son iki yüz yıl içerisinde vücuda gelen devlet yönetim biçimleri, özellikle cumhuriyet ve demokrasi kavramlarının insanlık âleminde gelişmesi sonucu, yönetimde halkın hâkimiyetini esas alan sistemlere karşı, İslâm dünyasında ciddi tartışmalar…

Asr-ı Saadet sonrası ve dört halife dönemini takiben meydana gelen babadan oğula geçen saltanat idaresi, İslâm dininin ruhunda olmayan ve şartların getirdiği örneklerdir. İslâm adına ve devlet yönetim biçimi olarak…

İslâm tarihinde Ehl-i Sünnet Vel Cemaat dışında çok fırkalar meydana gelmiş ve hak yoldan sapmışlardır. Mutezle ve Cebriye mezhepleri en bilinenleri arasındadır. Özellikle kader inancı noktasında Ehl-i Sünnetin dışına çıkan…

Bir hadis-i şeriflerinde Sevgili Peygamberimiz (asm) “Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldı, Hristiyanlar da yetmiş iki fırkaya bölündü. Benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacak ancak birisi kurtulacak. Onlar da benim…

İslâm dininin kendine has sembolleri ve diğer dinlerden ayıran farklı alâmetleri vardır. Bu sembollerin yaşanması ve yaşatılması her Müslümanın ve bilhassa İslâm âlimlerinin aslî vazifesidir. Bunlara sahip çıkmak iftihar edilecek…

Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra ortaya çıkan Anadolu beyliklerini, zamanla genişleyerek şemsiyesi altına alan Osmanlı Devleti, üç kıt’aya yayılan ve yirmi iki milyon kilometre karelik coğrafyasıyla İslâm birliğini büyük ölçüde sağlamıştı.…