Bin yıllık geçmişten gelen birikim, çağın getirdiği yeni kavramlar ve bir de mukaddes İslâm dininin öngördüğü değerler yoğrularak ülkemiz şekillendirilseydi, bu gün “Nasıl bir Türkiye?” arayışından çoktan kurtulmuş olurduk. Dindar…

Cumhuriyet kurulduğundan bu yana, millet ve devletçe nasıl bir Türkiye istediğimize bir türlü karar veremedik. Yeni rejim tesis edilirken, devletin en tepelerindeki en etkin kişilerin niyeti ve fikirleri farklı olduğundan,…

Herkesi, hatta bütün milletvekillerini bile Kemalist olmaya zorlayan ve yemin ettiren devlet dayatması, milletin bünyesinde ikilik çıkmasının kaynağını oluşturuyor. Çok sesliliğe, çok kültürlülüğe imkân tanımayan bu zihniyet, tek tip düşünen…

Cumhuriyet kurulduğundan bu yana, ulus devlet anlayışı ile yola çıktığımızdan ve asırlarca milleti bir arada tutan manevi değerler devlet tarafından dışlandığından, milli birlik ve beraberliği sağlamada çeşitli zorluklarla boğuşarak geliyoruz.…

Ülkemizde uzun zamanlar boyunca uygulanan planlı ve dini dışlayan politikalar sonucu, kendini lâik olarak tanımlayan ve hiç de küçümsenmeyecek orana ulaşan bir kitle meydana geldi. Dine ve dindarlara karşı düşmanca…

Din ile dünya ve siyaset işlerinin birbirinden ayrılması anlamına gelen ve din hürriyetinin teminatı olması gerek lâiklik, devlet kurumunu ilgilendiren ve tatbiki fert planında mümkün olmayan bir sistemdir. Batı toplumlarında,…

Ne kadar baskıcı, despot, diktacı ve jakoben idareler varsa, ona maruz kalan bütün milletler çeşitli şekillerde reaksiyon göstermişler, hatta bu yolda milyonlarca insanın kanı su gibi akıtılmıştır. İçinde yaşadığımız şu…

Mahlukatın en şereflisi olarak yaratılan insan, fıtraten mükerrem olduğundan daima doğruyu, hakkı ve adaleti arıyor. Yalanı, haksızlığı ve adaletsizliği gördüğü zaman ona isyan etmek, yalana yalandır diye infial göstermek fıtratında…

Asr-ı Saadette vuku bulan bir çok örnek olaylardan biri olarak anlatılır: Bir gün Hazret-i Ömer (r.a.), Hristiyan olan kölesine kendisini ve idaresini nasıl bulduğunu sorar. Bunun üzerine köle, hem Hazret-i…

Küçük bir uç beyliği iken, zamanla ulu bir çınara dönüşen ve üç kıt’aya yayılan Osmanlı Devleti, tabii ömrünü tamamlayıp tarih sahnesinden çekilirken; onun bıraktığı topraklar üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

Aşiret, kabile ve beylik dönemlerinden devlet geleneğine geçen insanlık, teşkilatlı bir yapılanmayla işlerini daha düzenli, sosyal hayatı ise daha güvenli bir hâle getirdi. Devlet millet için vardır. Millet devlet için…

Siyasi tarihimizin en büyük irticai faaliyetlerinden biri olarak ifade edilen ve 31 Mart Vak’ası diye tarihe geçen isyan hareketini başlatanların ve “Şeriat isteriz!”diye sokağa dökülenlerin bir çok istekleri vardı. Fakat,…

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi bir ideolojisi vardır. Kemalizm olarak tarif edilen ve bir şahsın görüş ve düşünceleri, devlete ve anayasaya hâkim kılınmıştır. Bunların değiştirilmesi dahi teklif edilememektedir. Hür ve demokrat…

Bir ülkenin harici tecavüzlere karşı korunması ve dahildeki emniyet ve âsâyişin muhafazası için en önemli unsur, silahlı kuvvetler ile diğer emniyet güçleridir. Hiç bir ülke savunmasını başkalarına havale edemez ve…

Kemalizm kendi başına bir felsefe ve ideoloji değildir. Oportinist ve pragmatist bir yaklaşımla fırsatları değerlendirme biçimidir. Muasır milletler seviyesine çıkma adına, Müslüman bir milletin bin yıllık geçmişi ve dini ile…

Etrafında toplanılması istenilen ve muhtelif zeminlerde dile getirilen rejime sahip çıkma fikrinin odak noktasını teşkil eden cumhuriyet,  yönetim şekli olarak insanlığın ulaştığı en kemâl mertebedir. Tarih boyunca devam edip gelen…

Tarih boyunca sürüp gelen ve hâlâ çeşitli şekillerde özelliğini devam ettiren istibdat, baskı ve diktatörlük rejimleri, hukukun üstünlüğüne ve temel hak ve hürriyetlere dayanmadığı için, öyle rejimlerde kanun hâkimiyeti olmaz.…

1984 yılından beri memleketi kana bulayan, kundaktaki bebeklerden doksanlık ihtiyarlara kadar gözünü kırpmadan öldüren, hatta toplu katliamlar yaparak kitleleri imha etmeye çalışan, güvenlik ve silahlı kuvvetlerimizden binlerce insanımızın şehit edilmesine…

İmam Azam Ebu Hanifeye göre, bir dâr-ül İslâmın dâül harbe inkılap etmesi için üç şartın bir arada gerçekleşmesi lazımdır: 1- O ülkenin dâr-ül harbe bitişik olması. 2- İşgal altındaki ülkede…

Asırlarca âlem-i islâma hilafet merkezliği yapan Müslüman Türkiye’nin, içinde yaşayıp bir çok demokratik hak ve hürriyetlerinden istifade ettiği halde; ülkesini “Dâr-ül harb” sayan bir kısım radikal ve fanatik gruplara ve…

Genel anlamda milliyet kavramını İslâmiyet ve din olarak yorumlayan ve ondan ayrı düşünmeyen Bediüzzaman, farklı anlamlara da açıklık getirmiştir. “Milliyetimizi yalnız İslâmiyet biliyorum. Onun için her şeyi de İslâmiyet nokta-i…