Küçük bir uç beyliği iken, zamanla ulu bir çınara dönüşen ve üç kıt’aya yayılan Osmanlı Devleti, tabii ömrünü tamamlayıp tarih sahnesinden çekilirken; onun bıraktığı topraklar üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

Aşiret, kabile ve beylik dönemlerinden devlet geleneğine geçen insanlık, teşkilatlı bir yapılanmayla işlerini daha düzenli, sosyal hayatı ise daha güvenli bir hâle getirdi. Devlet millet için vardır. Millet devlet için…

Siyasi tarihimizin en büyük irticai faaliyetlerinden biri olarak ifade edilen ve 31 Mart Vak’ası diye tarihe geçen isyan hareketini başlatanların ve “Şeriat isteriz!”diye sokağa dökülenlerin bir çok istekleri vardı. Fakat,…

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi bir ideolojisi vardır. Kemalizm olarak tarif edilen ve bir şahsın görüş ve düşünceleri, devlete ve anayasaya hâkim kılınmıştır. Bunların değiştirilmesi dahi teklif edilememektedir. Hür ve demokrat…

Bir ülkenin harici tecavüzlere karşı korunması ve dahildeki emniyet ve âsâyişin muhafazası için en önemli unsur, silahlı kuvvetler ile diğer emniyet güçleridir. Hiç bir ülke savunmasını başkalarına havale edemez ve…

Kemalizm kendi başına bir felsefe ve ideoloji değildir. Oportinist ve pragmatist bir yaklaşımla fırsatları değerlendirme biçimidir. Muasır milletler seviyesine çıkma adına, Müslüman bir milletin bin yıllık geçmişi ve dini ile…

Etrafında toplanılması istenilen ve muhtelif zeminlerde dile getirilen rejime sahip çıkma fikrinin odak noktasını teşkil eden cumhuriyet,  yönetim şekli olarak insanlığın ulaştığı en kemâl mertebedir. Tarih boyunca devam edip gelen…

Tarih boyunca sürüp gelen ve hâlâ çeşitli şekillerde özelliğini devam ettiren istibdat, baskı ve diktatörlük rejimleri, hukukun üstünlüğüne ve temel hak ve hürriyetlere dayanmadığı için, öyle rejimlerde kanun hâkimiyeti olmaz.…

1984 yılından beri memleketi kana bulayan, kundaktaki bebeklerden doksanlık ihtiyarlara kadar gözünü kırpmadan öldüren, hatta toplu katliamlar yaparak kitleleri imha etmeye çalışan, güvenlik ve silahlı kuvvetlerimizden binlerce insanımızın şehit edilmesine…

İmam Azam Ebu Hanifeye göre, bir dâr-ül İslâmın dâül harbe inkılap etmesi için üç şartın bir arada gerçekleşmesi lazımdır: 1- O ülkenin dâr-ül harbe bitişik olması. 2- İşgal altındaki ülkede…

Asırlarca âlem-i islâma hilafet merkezliği yapan Müslüman Türkiye’nin, içinde yaşayıp bir çok demokratik hak ve hürriyetlerinden istifade ettiği halde; ülkesini “Dâr-ül harb” sayan bir kısım radikal ve fanatik gruplara ve…

Genel anlamda milliyet kavramını İslâmiyet ve din olarak yorumlayan ve ondan ayrı düşünmeyen Bediüzzaman, farklı anlamlara da açıklık getirmiştir. “Milliyetimizi yalnız İslâmiyet biliyorum. Onun için her şeyi de İslâmiyet nokta-i…

Farklı ırk ve kavimlerden meydana gelen Osmanlı Devletinin çözülme sürecine girdiği bir sırada, mevcut dağılmayı önlemek maksadıyla bazı fikrî tedbirler düşünülmüş ve birbirine alternatif görüşler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Osmanlıcılık,…

1. Cihan savaşında mağlup sayılarak parçalanan Osmanlı Devletinin bıraktığı topraklar üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, öteden beri devam eden Türkçülük fikirlerinin etkisinde kalan devlet adamlarının tercihiyle, Türk milliyetçiliği üzerine kurulmuş,…

Himalaya Dağlarının arkasındaki geniş ovaların, yaylaların ve Orta Asya bozkırlarının cengaver ve savaşçı milletleri olan Türkler, şamanist bir toplumdu. Yer tanrısı ve gök tanrısı diye iki tanrılı beşerî bir dine…

Bediüzzaman, yeni rejimin İslâm’a darbe vuran icraatlarına yandaş olmadığı, yardım etmediği ve rejimin kurucusuna  Kur’an’a zarar veren adam hüviyetiyle dost olmadığı gerekçesiyle, fakat başka sebepler bahane edilerek yirmi sekiz sene…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken, özellikle 1.Meclisin teşkilinde toplumun bütün dengeleri dikkate alınmış; Mevlevi ve Nakşi şeyhlerinden, millet nezdinde itibarlı ve nüfuzlu ileri gelen hocalara kadar her kesimin desteği alınmıştı. İstiklal…

Türkiye Cumhuriyetini lâik bir sisteme döndürenlerin, demokrasiye geçildiği 1950 yılına kadar, lâiklik adına dine ve dindarlara uygulanan şiddetli baskı ve zulümler yüzünden, lâikliğe karşı soğuk davranan dindarlar onu dinsizlik olarak…

Bin yıldır İslâm’ın bayraktarlığını yapan ve Kur’an’ın elinde elmas bir kılıç olan asil bir milletin evlat ve torunlarının mekân tuttuğu Anadolu toprakları, camileri ve türbeleri, minareleri ve kubbeleriyle elbette Müslüman…

26 Ağustos 1071 tarihinde bir Cuma günü, Anadolu kapılarını Müslüman Türklere açan Selçuklu sultanı Alpaslan, bu vatan topraklarının bin yıldır Müslümanlara mekân olmasını sağlamış ve bu mutlu tablonun kıyamete kadar…

Hazret-i Muhammed (asm) hem dünya hem âhiretin ve iki cihanın sultanı olduğundan ve icra ve tatbik mevkiinde bulunduğundan, ona indirilen  Kur’an’da iman, ibadet, âhiret, ahlâk ve faziletin yanında, muamelat ve…