(Dünden devam)

İktisadî, siyasî ve kültürel bir entegrasyon olan Avrupa Birliğine tam üye olmamız, ülkemiz için bir şans ve nimettir. Aklı başında olan hiçbir Müslüman buna karşı değildir. Çünkü bu birlik, hem dünya barışına  hem de ekonomik kalkınmamıza vesile olacak böyle birliğe karşı olmak mantıken mümkün değildir. Zaten beş milyona yakın bir vatandaşımız o ülkelerde çalışıyor.

Batılı devletlerin gelenekleri ve kültürleri, televizyonlar marifetiyle içimizde faaliyet gösteriyor. Bize verebilecekleri hiçbir şey kalmamış. Fakat, bizim Avrupa’ya verebileceğimiz çok şeylerimiz var. İnancımızla, kültürümüzle, camilerimiz ve Ezanlarımızla onlara kendi değerlerimizi aktarıp, hem dünya hem de ahiret saadetlerine vesile olabiliriz. Nitekim, bu anlattığımız noktalarda faydalı olduğumuz şimdiden görülüyor.

Avrupa devletleri, Müslüman bir ülke olmamızın bu birliğe girmemize engel olmadığını her fırsatta söylüyorlar. Asıl engel ise, devletin koruma altına aldığı resmi ideoloji olan Kemalizm’dir. Bu durumda, kendi içinde demokrasisini geliştirmiş, standardını prensiplere bağlamış, demokrasinin insan hakları ve iktisaden  kalkınma olarak nimetlerinden yararlanan bir Avrupa Birliği; resmi ideolojiye dayanan ve demokrasiyi göz ardı eden bir Türkiye’yi arasına alarak sistemini bozmak ister mi? Elbette istemez.

Evet, geçmişte yaşanmaz. Geçmişte takılıp kalmak akıl işi değildir. Kemalizm’den rant sağlayanlar onun yakasını bırakmalı. Kemalizm’in hükmünü tarih versin. Geçmişi bu güne taşımaya çalışmak dünya gerçekleriyle bağdaşmaz. Böyle bir durum, kendimizi dünyaya gülünç hâle getirir.

Netice olarak; hür, demokrat ve Müslüman bir Türkiye’yi hedefine koymuş, Avrupa Birliğine üye olmayı gaye edinmiş ve yaralı demokrasisini normale döndürmek isteyen bir ülke olmak asıl hedefimiz olmalıdır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)