İslâm dini ile tanıştıktan sonra devam edip gelen bin yıllık geçmişimizde, millet olarak kan ve damarlarımıza yerleşen ve vicdanlarda silinmez bir damga haline gelen İslâmî geleneklerimiz vardır.

Savaşçı bir millet olmakla birlikte, misafirlikte de nam salan şanlı ecdadımız, yolcular için hanlar ve kervansaraylar inşa ettikleri gibi, köye gelen misafirleri ağırlamak ve köy halkı olarak topluca sohbetler yapmak için, köy odaları da inşa etmişlerdir. Anadolu’nun nice köylerinde  şimdi bile köy odaları geleneği devam ettirilmektedir.

Yaşlı büyüklerimizden öğrendiğimize göre, bahsi geçen köy odalarında Hazret-i Muhammed’in (asm) hayatını anlatan (Ahmediye ve Muhammediye) gibi kitaplar okunur, bu atmosferde yeni nesiller, Allah ve peygamber sevgisiyle yetişirlerdi.

Ancak, ahir zamanın hayat şartlarına gelindiğinde, teknik imkânların ve özellikle televizyonların köylere kadar yaygınlaşması sonucu, bu gelenek bozulmuş ve ortadan kalkmıştır. Çünkü, kahvelere kadar giren televizyonlar daha sonra köy odalarına da girmiş hatta en baş köşeye konularak, o konuşurken millet ipnotize olmuş gibi, onu seyretmekle meşgul hale gelmiştir. O konuşuyor, o yönlendiriyor,  o özendiriyor ve o eğitiyordu. Ahmediye ve Muhammediye kitapları ise, tozlu raflara terk edilmişti.

İşte, ahlâksızlığın ve dinden uzak bir yaşantının toplum hayatını bir sel gibi istilâ ettiği ve televizyon kanallarıyla teşvik edildiği bir zamanda, ehl-i imanın imdadına bir Hızır gibi yetişen Risale-i Nur eserleri meydana geldi. Tahrip edilen imanları tamir ve taklit mertebesindeki imanı tahkik mertebesine yükseltmek için, asrın imamı olan Bediüzzaman Hazretleri tarafından telif edilen bu eşsiz tefsirlere; çölde suya hasret kalmış gibi insanlar dört elle sarılarak sahip çıktılar. Bu sayede nice insanların imanları kurtuldu. Yeni yetişen nesiller ondan feyiz aldı ve İslâmî bir hayata kavuştular. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)