Sağlık ve afiyet bizim için olduğu gibi, hastalık ve musibetler de bizim içindir. Onların her birisi imtihan vesilesidir.
Yaşadığımız asrın en önemli hastalıklarından biri de, strestir. Ruh gerginliği, ruh bunalımı ve depresyon gibi kelimelerle ifade edilen bu hastalık, maalesef çok yaygın hale geldi. Aile içi dramların temelinde bu olduğu gibi, toplum hayatının bütün katmanlarında yaşanan olumsuzlukların temelinde de bu var. İnsanlar barut fıçısı gibi. En basit meselelerden kavgalar çıkıyor, hatta sonu ölümle biten bıçaklamalar ve kurşunlamalar haberlerden hiç aşağı düşmüyor.
Bu olumsuz tablonun en baş sebebi iman zayıflığı olduğu gibi, onunla bağlı olarak insanlardaki tevekkül yokluğudur. Halbuki, insanın başına gelen her şey tabii ve tesadüfi olarak gelmez. “Neden bu olay veya hastalık benim başıma geldi?”diye altında kalmaktansa “Elbette bunda da vardır bir hayır.”anlayışı, insanı stresten kurtarır. Olumsuz olaylar karşısında sabır, en büyük bir ilâçtır. Zaten sabır denilen güç, ibadette, musibet ve hastalıklarda ve günahlara girmemekte kullanmak için verilmiştir. İmandan gelen tevekkül ise, sırtımızda taşıdığımız problem yükünü, kader gemisine bırakıp üstünde nezaret etmek ve bize düşen ne varsa onları da yerine getirmekten ibarettir. Hayata müspet açıdan bakmak ve bardağın dolu tarafını daha çok nazara almak, ruhu tahrip eden kaba ve çirkin şeylere itibar etmemek, stres hastalığından kurtulmanın en etkili formülüdür. Cenab-ı Hak, hayata bu gözle bakabilmeyi cümlemize nasip etsin, inşaallah.
www.asyanur.info

