ÂHİRZAMANIN FETRET HÂLİ
Dünya

ÂHİRZAMANIN FETRET HÂLİ

Tarih boyunca ümmetleri ve kavimleri peygamberler eliyle irşat edip hakka ve doğruya sevk eden Cenab-ı Hak, hikmeti gereği Hazret-i İsa’dan (as) sonra altı yüz sene bir peygamber göndermemiştir. Bu altı asırlık döneme “Fetret Devri”denilir.

İslâm âlimlerinin ittifakıyla ehl-i fetret, ehl-i necattır ve azaptan kurtulacaklardır. Zira “Biz, peygamber göndermediğimiz bir kavme azap vermeyiz.”ayeti bu mânâya işaret etmektedir. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle “Madem gaflet ve mürur-u zaman (zaman aşımı), enbiya-ı salifenin (eski peygamberlerin) dinlerini setretmiş, o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür, etmezse azap görmez. Çünkü mahfi (gizli) kaldığı için hüccet (delil) olamaz.” (Şualar s. 655)

1877 Osmanlı -Rus savaşıyla başlayan âhirzaman hadiseleri çok kanlı olayları beraberinde getirdi. Özellikle 1. ve 2. dünya savaşları yaklaşık yüz milyon insanın ölümüne sebep oldu. Fenden ve felsefeden gelen dehşetli dinsizlik cereyanlarından dolayı hem Hıristiyanlık hem de İslâm dinine karşı bir lâkaytlık havası meydana geldi. İnsanlık âleminde ortaya çıkan büyük deccal komünizm, İslâm âleminde zuhur eden Süfyani deccalın tahribiyle, âdeta âhirzaman yeni bir fetret dönemine girdi. Kalplerin yaralanması ve imanların zedelenmesiyle, âhireti unutan ve bütün gücüyle dünyaya dalan insan toplulukları meydana geldi. İnananlar bile âhiretin elmas gibi nimetlerini bildikleri halde, cam parçası gibi değersiz dünya nimetlerini ona tercih ettiler.

Gerçekten, âhirzamanda dinsizlik cereyanları yüzünden, bütün semavi dinlere karşı gösterilen ilgisizlik, inançsızlık ve iman zaafı sebebiyle fetret derecesinde bir hâl meydana gelmiş. Ancak bu fetret hâlinden, on beş yaşın altında olanların zaten ehl-i cennet olacaklarını ve Müslüman olmayanların dahi muhtelif derecelerde yararlanacaklarını Bediüzzaman ifade etmektedir. Müslümanlar dahi bu dehşetli hâlin etkisi altına girmiş. Buna dikkat çeken Bediüzzaman “Bu zamanda tahribat ve menfi cereyan dehşetlendiği için takva, bu tahribata karşı en büyük bir esastır. Farzları yapan, kebireleri (büyük günahları) işlemeyen kurtulur. Böyle kebair-i azime içinde amel-i salihin ihlâsla muvaffakiyeti pek azdır.”demektedir.

Evet, âhirzaman fetretinde başta beş vakit namaz olarak, farz ibadetleri yerine getiren ve özellikle büyük günahları işlemeyen insanlar kurtulur. Bu da, Allah’ın bu zamandaki insanlara bir rahmetidir.

asyanur.info

Yorum Yap