İnsanların büyük çoğunluğu, bu dünyada imtihan olunduğundan habersiz yaşadığı için, kendi hayatları sona ermeyecekmiş gibi bir hisle, başkalarının hayatları üzerinde hesap yaparlar. Kimi babasının, kimi ağabeyinin, kimi ustasının vefatından sonrası için plânlar kurar. Ama, hiç umulmadık bir zamanda gelen bir musibetle bütün plânları suya düşer. Başkasını beklerken kendi hayatları elden gider.

Risale-i Nur dairesindeki insanların hem dünyevî hem uhrevî hem de meslek ve meşrep imtihanı hususundaki hassasiyetleri takdire şayandır. Her an âhiret âlemine gitmeye hazır halleri, onları bayağı duygulardan ve Allah’ın rızasına uygun olmayan tavırlardan büyük ölçüde kurtarmıştır. Onlar, hadis-i şerifdeki “Nasıl yaşadıysanız öyle ölür, nasıl öldüyseniz öylece dirilirsiniz.”gizli müjdesine mazhar olacaklardır. Zira, Allah’ın rızası dairesinde geçen bir hayat, ebedi bir cennet ve saadetle mükâfatlandırılacaktır, inşaallah.

Risale-i Nur’un sâdık talebeleri bir su içer gibi kolaylıkla ve hüsn-ü hatimeyle hayatlarını noktalar ve imanla kabre girerler. Cenab-ı Hak hepimize aynı güzellikleri nasip etsin.

Evet, nasıl yaşadıysak öyle ölecek ve ne şekilde öldüysek, öylece de diriltileceğiz. Buna göre hayatı şekillendirmek ise, akıllı ve şuurlu müminlerin işidir.

asyanur.info