Hayat

İSLÂM DİNİNDE ADALET UNSURU-1

Fıtraten medeni olarak yaratılan ve bundan dolayı sosyal bir hayat yaşamak durumunda olan insanın, istidat ve kabiliyetlerine, duygu ve kuvvelerine fıtrî bir had ve sınır konulmadığından; beşerî münasebetlerde ve muamelatta tecavüzler ve zulümler meydana gelir. Buna binâen, vukua gelecek haksızlıkların izalesi için sosyal hayat adalete muhtaçtır. Adaletin tesisi ise, külli bir aklı gerektirir. Külli bir akıl da kanun şeklinde olur. Öyle bir kanun ise, ancak şeriattır.

Bahsi geçen mânâları şerh ve izah eden Bediüzzaman, adaletin tam mânâsıyla gerçekleşmesinin, ancak semavî bir din ile olabileceğini belirtmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in takip ettiği dört ana esas, Tevhid, Nübüvvet, Haşir, Adalet ve İbadet olarak sıralanmıştır. Bir ayet-i kerimede “Allah, adaleti emreder. Fahşa ve münkerden nehyeder.”ferman-ı celili ile adaletin Kur’an’da mühim yer tuttuğu ve müteaddit surelerde tekrar edildiği görülür.

“Hak, kuvvette değil, kuvvet haktadır.”prensibiyle zulmü kesip atan ve adaleti temin eden İslâm, insanın bu dünyadaki saadetinin kefilidir.

Adalet mefhumu üzerinde ziyadesiyle duran Bediüzzaman, onu, adalet-i mahza ve adalet-i izafiye şeklinde iki kısımda mütalaa eder. Adalet-i mahza, yani mutlak adalet: “Bir masumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilemez. Bir fert, umumun selameti için feda edilmez. Cenab-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak, haktır. Küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selameti için, bir ferdin rızası bulunmadan hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına ve rızası ile olsa o başka meseledir..” (Mektubat s 57)

Adalet-i İzafiye ise. “Küllün selameti için ferdin hakkını nazara almaz. Ehven-i şer diye bir nevi adalet-i izafiyeyi yapmaya çalışır. Fakat, adalet-i mahza kabil-i tatbik ise, adalet-i izafiyeye gidilmez. Gidilse zulümdür.” (Mektubat s. 57)

Adalet-i mahza esas, adalet-i izafiye ise, zaruret hallerine olabileceğini belirten Bediüzzaman, hakkaniyeti muhafaza etmenin yolunun, ihtiras, hissiyat ve ırkçılık gibi zaaflara düşmeyerek, adalet duygusundan ayrılmamakta görür. “Adalet müessesesi hiç bir cereyana kapılmaz. Hiç bir tarafgirliğe kaymaz. Bu, vicdan ve din hürriyetinin ana umdesidir ki, komünist olmayan şarkta, garpta, bütün dünya adalet müesseselerinde hâkimdir.” (Tarihçe-i hayat s. 636) Bu açıklama cidden çok önemlidir ve dikkate alınmalıdır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap