Hayat

İLME DAYANAN DEVLET VE CEMAATLER

Reklam

Bediüzzaman Hazretleri, Hutbe-i Şamiye adındaki eserinde “Zaman bir hatt-ı müstakim üzerinde gitmiyor ki, mebde (başlangıç) ve müntehası (sonu) birbirinden uzaklaşsın. Belki, küre-i arzın medar-ı senevisi (yörüngesi) gibi bir daire çiziyor. Bazen bahar ve yaz mevsimini, bazen kış mevsimini gösterir.” tespitini yapar.

Gerçekten İslâm tarihine bakıldığı zaman bunun çok örnekleri görülür. Asr-ı Saadetten sonra idareyi eline alan Emeviler ve Abbasiler, son zamanlarında Arap ırkçılığını öne çıkarmaları ve diğer milletlere köle nazarıyla bakmaları sonucu yıkılmaya mahkum olup, zahiren İslâm güneşi bu taraftan batarken; Endülüs Emevi Devleti olarak İspanya’dan tekrar doğuyor ve İslâm Medeniyeti uzun zaman Avrupa’ya beşiklik ediyordu.

Endülüs tarih sahnesinden silinirken, Selçuklular devreye giriyor ve İslâm sancağını dalgalandırıyorlar. Onlar da zevale uğrarken, bu sefer sancağı Osmanlılar ele alıyor, tam altı yüz yirmi beş sene onu ayakta tutuyorlar.

Osmanlıların da ilkbahar ve yaz dönemini andıran, küçük bir beylikten cihan devleti haline geldiği yükselme dönemi; daha sonra sonbahar ve kışı andıran duraklama, gerileme, Tanzimat ve tarih sahnesinden çekilme dönemleri vardır. Zaman hükmünü her zaman olduğu gibi yine icra etmiştir.

İlim yaşını aldıkça arttığı halde, kuvvet yaşlandıkça eksildiğinden, kuvvete dayanan zaman-ı mazi devletleri teker teker tarih olmaktan kendilerini kurtaramamışlardır.  Fakat, ilme ve şuraya dayanan asr-ı hazır devletlerin Hızırvâri bir ömre sahip olacaklarını ve Avrupa devletlerinin buna delil olduğunu yine Bediüzzaman’dan öğreniyoruz.

Âlemde muvazene hâkimdir ve kâinat boşluk kabul etmez. Bir taraf zevale giderken, diğer bir tarafın devreye girmesi, yukarıdaki örneklerle teyit olunuyor.

Çeşitli nam ve unvanlarla ortaya çıkan tarikat, mezhep, cemiyet ve cemaatlerin de buna benzer durumları vardır. Nice mezhepler vardır ki, bu gün hiç mensubu kalmamış. Mutezile, Cebriye ve emsalleri gibi. Nice tarikatların da bu gün sadece adı kalmış. İlme ve hakka dayanan ve aslı Kur’an ve Sünnete dayanan tarikat, mezhep ve cemaatler, günümüze kadar çeşitli devreler geçirerek gelmiş, kıyamete kadar da devam edeceklerdir.

“Ümmetimden bir taife, kıyamete kadar hakkı tutmaya bakacak ve zail olmayacaktır.”hadis-i şerifine mazhar olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat denilen büyük taifenin içinde, makbul bir grup olan Risale-i Nur cemaati de hakka, hakikate, ilme ve istişareye dayandığı için Hızırvâri bir ömre sahip olup, tâ kıyamete kadar iman hizmetine devam edeceklerdir. Cenab-ı Haktan dileğimiz, temennimiz ve duamız budur.

asyanur.info   samicebeci.net

Reklam

Yorum Yap