Hayat

GÜVEN BUNALIMI

Güven bunalımının en kötü olan cihetlerinden biri, şüphesiz millet ve devlet arasında olanıdır.

Milletine güvenmeyen ve onu her zaman potansiyel bir tehlike olarak gören katı bir devletçi anlayış, o millete rahat ve huzur yüzü göstermez. Milletine eziyet ve sıkıntı vermekten zevk alır. Aklı başında olan hiçbir kimsenin kabul etmeyeceği ve ihtimal  üzerine bina edilmiş kanunlarla vatandaşına hayatı zehir eder ve yaşamayı çekilmez hale getirir. Katı bir taassupla devlete hâkim kıldığı resmî ideolojiyi, bir deli gömleği gibi milletine giydirmeye çalışır. Arzu ettiği tek tip insan modelini topluma dayatır. Hatta, milletin mensup olduğu dini bile kendi resmî ideolojisine bir rakip ve muhtemel bir tehlike olarak görür. Bu yüzden, milletine güvenmeyen bir devletten, devletine güvenmeyen ve ondan korkan bir millet meydana gelir.

Güven probleminin ortaya çıktığı bir başka cihet ise, siyaset ve hükümettir. Devlet ile arasındaki sıkıntıları siyaset kurumu ve hükümet köprüsü ile çözmeye çalışan millet fertleri, o kurumlara güvenini kaybetmişse,  milletin güvendiği dağlara kar yağmış demektir. Böylesine kritik ve devlet-millet kopukluğunun yaşandığı durumlarda en iyi çare, yeni bir seçimle yeni bir başlangıç yapmak ve devlet kapılarını yeniden millete açmaktır. Siyaset ve siyasetçiye olan güvenin tazelenmesini sağlamaktır.

Görüldüğü gibi, güven hattında meydana gelen fay kırılmaları, aile hayatından devletin en geniş dairelerine kadar olumsuz etkilerini göstermektedir.

Güven duygusunun yeşermesi ve gelişmesi, sağlam ve tahkiki bir inancın kalplerde yerleşmesi, temel hak ve hürriyetlerin de en kâmil ve geniş anlamıyla millete benimsetilmesi ve istibdat ve zulmün her çeşidinin ortadan kaldırılması ile mümkündür.

Ülkemize baktığımızda, bahsi geçen temel hak ve hürriyetler bağlamındaki hakikatlere ne kadar muhtaç olduğumuz açıkça görülmektedir. Resmî ideolojiden arındırılmış, temel hak ve hürriyetlerin işlerlik kazandığı, tam bir demokrasinin hâkim olduğu, devlet ile milletin kaynaştığı, siyaset ve siyasetçiye güven duygusunun tesis edildiği, maddi ve manevi her alanda gelişmiş ve dünyada saygınlığı artmış büyük bir Türkiye Devleti, milletçe hepimizin en büyük özlemidir. Bu hususta milletçe ümidimiz hâlâ bulunmaktadır. Zira her gecenin mutlaka bir sabahı vardır. Ve her zorluğun arkasında mutlaka bir kolaylık saklıdır.

asyanur.info

 

Yorum Yap