Hayat

GÜVEN ORTAMI

Güven duygusunun varlığı ve devamı, en küçük birim olan aile hayatından, cemaat, millet ve devlet hayatına kadar geniş bir yelpazeyi içine alır. Onun sarsıldığı her yer ve zemin sarsıntıya uğrar.

Sağlam bir inanç temeline sahip olamayan toplumlarda güven duygusu yerleşemez ve gelişemez. Allah korkusu ve âhiret sorumluluğu taşımayan ve her zaman birbirini aldatma endişesi olan fertlerin aile düzeninde meydana gelen güven kırılmaları, aile yapısını tahrip eden bir dinamit konumundadır.

Cemaatler bazında da aynı hakikat kendisini gösterir. Müşterek ve mukaddes bir maksada yönelmiş ve birbirinin meziyetleri ile iftihar eden ve dâvâ arkadaşının fazla cihetlerinin kendisininmiş gibi telakki eden, rekabet, kıskançlık ve haset gibi menfî duygulardan arınmış olarak hedefine kilitlenip, güven duygusu ile hareket eden fertlerden meydana gelen nice az topluluklar, kendisinden daha kalabalık topluluklara galebe çalar ve İslâm dininin kalplerde ve gönüllerde hâkim olmasını sağlar. Güven duygusu sarsıldığı zaman, işin sırrı bozulur. Güneş görmüş kardan adam gibi, o cemaat de dağılır ve tesirini kaybeder.

Bu itibarla, fikrî istikametini kaybetmemiş ve mensubu olduğu cemaatin nizamını ihlâl etmemiş her ferde, o cemaat içinde mutlaka bir yer vardır. Aksi takdirde, ihlâs, istikamet ve sadâkat kaybolduğu zaman, her hangi bir sebep altında o duruma düşen kişiler, bünyenin dışında kalmaktan kendini kurtaramaz. Böylece, insan zulmü içinde kaderin adaleti tecelli etmiş olur. Kimse kimseyi dışarı atamaz, ancak kişiler kendisini bünyeden dışarı atmış olur. Cenab-ı Hak böyle durumlara düşmekten hepimizi muhafaza etsin, âmin.

asyanur.info

 

Yorum Yap