Genel Tefekkür

HAVA TABAKASININ EN ÖNEMLİ VAZİFESİ- 2

Reklam

 

Gökler âlemine kıyasla basit ve hakir görünen dünyayı canlılarla şenlendiren, hatta ölmüş hayvanların bedenlerinde bile yeni canlılar taifesini yaratan Yüce Kudret, semavât âlemlerini dolduran hadsiz yıldızları da boş bırakmamış ve sayısız melâikelerle şenlendirmiştir. O melâikeler de bu kâinat memleketinin seyircileri ve nihayetsiz sanatlı varlıkların hayret edicileri ve Saltanat-ı Rububiyetin dellâllarıdırlar. Âlemin her tarafında bulunduğu gibi, yeryüzünde de vardırlar. İnsanların ağızlarından çıkan Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini, onların hakikatlerini ve bütün kelimeleri şevkle dinlerler. İman hakikatlerinin müzâkere edildiği sohbet meclislerini doldurup, hayretle dinleyip, orada hazır olanlar için meclis dağılıncaya kadar onlara mağfiretle dua ederler.

Hava tabakası yalnız insanlara ve diğer hayvanlara değil, cin ve melâike denilen ruhani varlıklar için de bir takım vazifeler görüyor. Bir anda milyarlarca kelimenin yazılıp silindiği bir yaz-boz tahtası olan hava sayfası, bir hadisin mânâsına da işaret ediyor. Bediüzzaman Hazretlerinin naklettiği bir hadiste haber verilmiş ki: “Bir melâike var. Onun kırk bin başı, her başta kırk bin ağız, her ağızda kırk bin dil, her dilde kırk bin tesbihat yapıyor.” Bu hadise göre demek ki, o melek aynı anda altmış dört trilyon tesbihatı aynı anda söylüyor. Bediüzzaman’ın yorumu ne kadar ilginçtir: ” Küre-i hava diyor ki: ‘Bu hadis benden veya bana nezarete memur melekten haber veriyor. Çünkü, insandaki bütün konuşmalar ve sair bütün hadsiz sesler, karışmaları içinde karıştırılmadan tam hurufatıyla ve söyleyenlerin şiveleriyle, mümtaz sesleriyle söylenmek gösterir ki; külli bir şuurla yapılan bu iş, yalnız tek bir zerrenin vazifesi, ne bana, yani küre-i havaya, ve ne de bütün esbaba vermesi hiç bir cihet-i imkânı yok. Demek her yerde hâzır, nâzır, Ehadiyet cilvesiyle ve içinde ihatalı bir irade, muhit bir ilim bulunan bir kudret-i ezeliyenin cilvesidir. Buna milyonlar şahitlerinden birisi radyodur.” (Nur Âleminin Bir Anahtarı s. 40)

Yeryüzünde söylenen ne kadar kelimat-ı tayyibe varsa, hususan Arafat’ta söylenen Allahü Ekber ve sair mübarek kelimeler, gökler âlemini çınlatıp, berzah tabakalarında da dalgalanıp seda veriyor.

Hülâsa; hava tabakası, bilinen ve bilinmeyen, madde ve mânâ âlemlerine bakan milyonlar, belki milyarlar vazifesiyle, çok büyük neticelere hizmet ediyor. O neticeler, tamamen âhiret âlemlerinde ortaya çıkacak ve insanlar o neticelere göre ya mükâfat ya da ceza görecektir. Âmenna

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)   (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap