Bir önceki makalemizde anlatılan ölçü ve hakikatlere binaen, Nur Talebeleri din namına hareket eden partilere hiç itibar etmediler. Milleti irşat ve tenvir eksenli iman hizmetine imkân ve fırsat veren hürriyetçi ve demokrat partilere kanaat ettiler. Bu partilerin dış ve iç darbelerle alternatif olamayacak kadar güçsüz hale getirildiği dönemlerde bile, tavırlarını ve ilkeli duruşlarını sürdürmeyi tercih ettiler.
Nur Talebeleri toplumun genel gidişatına rağmen sadâkatle Risale-i Nurlardaki prensiplere bağlı kalmaya devam ettiler. Zira, din namına baskıyı netice verebilen, kâfiri münafık eden muvakkat ve gelip geçici faydasız faaliyetler yerine; hürriyet ortamında ve gönül rızasıyla iman hakikatlerini kabul edip yaşayacak olan fertlerin yetişmesine vesile olan hizmetler asıldır. “Ne pahasına olursa olsun devlet içinde kadrolaşmalı, uzun vadede devlet yönetimi her kademede ele geçirilmeli ve din namına dindarlar ülkeye hâkim olmalıdır.” zihniyetiyle hareket etmek, İslâm’a hizmet eden bütün cemaatlere ciddi anlamda zarar verir.
Mısır ve Suriye gibi ülkelerde siyasetli cemaatlerin başına gelen vahim ve elem verici olaylar, Bediüzzaman Hazretlerinin takip ettiği metot ve mesleğin ne kadar isabetli olduğunu bütün çıplaklığıyla doğrulamaktadır.
“Kadir-i Külli Şey, bir dakikada bulutlarla dolmuş cevv-i havayı süpürüp temizleyerek semanın berrak yüzünde ziyadar güneşi gösterdiği gibi, bu zulümatlı (karanlıklı) ve rahmetsiz bulutları da izale edip hakaik-ı şeriatı güneş gibi gösterir ve ucuz ve dağdağasız (sıkıntısız) verebilir. Onun rahmetinden bekleriz ki, bize pahalı satmasın. Baştakilerin başlarına akıl ve kalplerine iman versin, yeter. O vakit kendi kendine iş düzelir.” (Lem’alar s. 270)
Buna binaen, Risale-i Nur’un sâdık talebeleri, kendi vazifeleri olan iman hizmetini hâlisen muhlisen yaparlar ve Allah’ın vazifesi olan işlere karışmazlar. “Vazifemiz hizmettir, o yeter.” derler.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

