Hayat

DEVLET İMKÂNLARI VE YENİ İMTİHANLAR

Kur’an-ı Kerim’de geçen Talut ve Calut mücadelesinden alınacak çok dersler vardır. İmtihanlar aynı fakat şekli ve muhatapları farklıdır.

Asrımızın en büyük iman ve İnkâr mücadelesinin temsilcileri olan Bediüzzaman ve Süfyan mücadelesi, mahiyet itibariyle bahsi geçen kıssayı andırmaktadır. Birçok âlimleri, hocaları ve şeyhleri kandırarak, onları dünyevi ve maddi imkânlara boğan hâkim irade, aynı taktikle Bediüzzaman’ı da kontrol altına almak istemektedir. “Böyle kahraman bir hoca bize lâzımdır.”diyerek Ankara’ya dâvet ederler.

Bediüzzaman’a milletvekilliği, şark umumi vaizliği, Diyanet İşlerinde âzâlık, üç yüz lira maaş ve mobilyası döşenmiş bir köşk tahsisi tekliflerini sunarlar. Fakat, âhirzaman fitnelerini ateşleyecek olanların kimler olduğunu bizzat gören Bediüzzaman, yapılan bütün bu câzip teklifleri kabul etmeyerek Van iline çekilir ve tamamen iman ve Kur’an hakikatlerinin ispat ve izahına hayatını vakfeder. Şeyh Said İsyanı münasebetiyle doğunun ileri gelen şahıslarının sürgün edilmesi hengâmında, alâkası olmadığı halde onu da Batı Anadolu’ya sürgün ederler. Sürgün yıllarında telif ettiği Nur Risaleleri ve meydana gelen bir avuç talebesiyle manevi cihadına devam eden Bediüzzaman, nihayet fikren galip gelir.

Bediüzzaman, eğer kendisine yapılan devlet imkânlarını kabul etseydi, nehirden su içenler gibi yere serilir ve bu manevi cihadı yapamazdı. Tefsir sahibi merhum Hasan Basri Çantay bunu şöyle izah ediyor: “O zaman birinci mecliste çok şiddetli bir rüzgâr esti. Hepimiz yerlere serildik Yıkılmayan bir tek Bediüzzaman kaldı ve o mücahedesinde muvaffak oldu.”

Bediüzzaman’ın vefatından sonra da hâkim iradenin takipçileri, dindar cemaatleri devamlı kontrol altında tutmayı esas almışlar ve çeşitli taktikler kullanmışlardır. En çok kullandıkları taktik ise, devlet imkânlarının ağzını sonuna kadar açmak, nehir misal devlet imkânları suyu ile onları şişirmek ve resmi ideoloji ile fikren mücadele edemeyecek duruma düşürmektir. Peki, muvaffak oluyorlar mı? Evet, maalesef muvaffak oldukları da görünüyor.

Ama olsun! Geride kalan ve devlete değil, Allah’tan başka kimseye minneti olmayan ve mânen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılan; ihlâs, sadâkat ve tesanüt sıfatlarına tam sahip olan Bediüzzaman’ın bir kısım talebeleri, bu fikrî ve manevi mücahedeye yeter diye düşünüyoruz.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap