(Dünden devam)

Bediüzzaman Hazretlerinin vefatından sonra, gerçekten bir Said’e bedel binler, yüz binler, hatta milyonlar genç Saidler ortaya çıkmış ve küçük bir Bediüzzaman gibi bu kudsi ve dünya çapındaki dâvâya sahip çıkmıştır. Her türlü tehdit ve işkencelere göğüs geren, enva-i çeşit tehlikelere beş para değer vermeyen, yıldırımlar düşse, gök kubbe yarılıp çökse, dâvâsından ve yolundan dönmeyen ve vazgeçmeyen bu dâvâ adamlarının  kahramanca vaziyetleri, sanki aşağıdaki mısraları terennüm etmektedir:

Profesyonel şair olan Mikail Yaprak ve Mehmet Kovancı gibi vezin ve kafiye ölçüsü olmasa da, Üstadımızın Lemaat eserinde olanlara benzer bir şeyler yazmaya heves ettim. Kusurum varsa affola.

GELİYORUM

Anadolu’dan indim Barla’ya,

Nur çeşmesinden içtim doya, doya.

Bir an önce Üstada varmaya,

İnandım da geliyorum.

*************

Sözler, Mektubat, Lem’alara,

Kastamonu, Emirdağ, Şuaları okumaya,

Gençlik gecesinin uykusundan,

Uyandım da geliyorum.

************

Nur deryasında yüzmek için,

Hakikate ulaşmak için,

Nur ikliminde ermek için,

Boyandım da geliyorum.

*************

Zindan, işkence ve hapislere,

Dayak, zulüm ve çilelere,

Çeşit çeşit fitnelere,

Dayandım da geliyorum.

***************

Eşe, dosta ve ahbaba,

Hasma, düşmana ve ağyara,

Nur’u cihana yaymaya,

Kuşandım da geliyorum.

Sami CEBECİ