Kâinat ülkesinin dünya memleketini canlılar için şirin bir misafirhane yapan Cenab-ı Hak, dünyanın dörtte birini kara parçaları ve dörtte üçünü de denizler olarak yaratmıştır. Taş ve kayalar iskeleti üzerinde magma tabakasının etrafını çevreleyen karaların, yeryüzü olan kısmı dört yüz bin bitki ve hayvan türlerinin yaşadığı alandır. Özellikle dünyamız, canlılar âleminin muhtaç olduğu nimetlerin sergilendiği bir sofradır. Çeşitli nimetler ve rızıklar o sofranın üstünde dizilmiştir.

Yirmi bin çeşit canlı türleriyle şenlendirilen denizler ise, başlı başına ayrı bir âlemdir. Allah’ın sayısız Rahmet tecellileri ve rengârenkleri denizlerde gizlidir. Karaları ve denizleri ve içindeki bütün nimet çeşitlerini insanoğlunun emrine veren ve hadsiz nimetlerle onu memnun eden Kâinatın Sahibi, Bakara Suresinin 164. ayetinde: “Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün arka arkaya gelişinde, insanlara yarar şeyleri denizde götürüp giden gemide; yeryüzü kuruduktan sonra, Allah gökten yağmur indirerek arzı diriltmesinde, o arzda hayvanatı yaymasında, rüzgârları her taraftan estirmesinde, yer ile gök arasında Allah’ın emrine tâbi olmuş bulutta, akıl ve düşünce sahibi olan bir millet için Allah’ın varlık ve birliğine, kudret ve yüceliğine delâlet eden elbette birçok alâmetler vardır.” buyrulmakla, her şeyin insanın emrine verildiği de haber verilmektedir. Kâinat ve içindeki bütün mahlûkatın asıl yaratılış sebebi ve hikmetinin insanoğlu olduğu gösterilmektedir.

Fakat, her şeyi ile insanın emrine verilen kâinat varlıkları içinde, üstünde yaşadığımız dünyanın ayrı bir yeri ve değeri vardır. Gördüğü maddi ve manevi vazifelerinden dolayı Cenab-ı Hak, ayetlerinde dünyayı bir kefeye, gökler âlemini diğer kefeye  koymakta ve onu gökler âlemine denk tutmaktadır. Bildiğimiz tarzdaki hayat sadece bu dünyada bulunmakta, melâike ve ruhanî tarzdaki hayatlar ise, gördüğümüz veya göremediğimiz bütün âlemleri doldurmaktadır. Bu hakikatin böyle olduğuna bütün semâvî dinler ittifak etmektedir.

“Biz her şeyi sudan yarattık.” mealindeki ayet-i kerime, yeryüzündeki bütün canlıların sudan yaratıldığını beyan etmekte ve öylede görülmektedir. İki hidrojen ve bir oksijen atomunun birleşmesinden meydana gelen su, hayatın kaynağı ve hayatın devamı için en vazgeçilmez unsurdur. Yeryüzünde suyun nasıl meydana geldiği hususunda çeşitli teoriler ileri sürülmekte fakat Allah ile bağlantı kurulmadığı zaman, hurafeden öteye ciddi bir şey ortaya konulamamaktadır. Dünya, her şeyi ile özel yaratılmış ve cin ve insan türlerine bir imtihan meydanı yapılmıştır. Yaratılan her varlık, üzerinde taşıdığı harika sanat, nizam, mizan, intizam ve nakışlarıyla Sanatkârını göstermekte ve en ince ayrıntılarıyla bile, Ona işaret etmektedir. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)