4 Şubat, dünya kanser günü olarak kabul edildi. Mevcut hastalıklar içinde en korkulan bir hastalık olan kanser, erken teşhis ile tedavi edilebilecek bir hastalık olduğu bilinmelidir.
Kanser denilen hastalık, harika bir sistemler dünyası olan hücreler içindeki uyumun aksamasından ibarettir. Ya da, bir tıp uzmanının ifadesiyle “Kanser hücresi, doku kanunlarına baş kaldırmış bir kısım hücrelerin anarşik halidir.” Yani kanser, kendi bağımsız prensiplerine dönmüş anarşist hücrelerdir. Kansere yakalanan bir hasta, içi çürümüş bir elma gibi, nereden kanser başlamışsa, günden güne oradan çürümeye devam eder gider.
Çeşitli sebepler yüzünden kanserli hücrede anormal üreme, aşırı mitoz bölünme, genetik şifrelerde bozulma, aşırı beslenme, fonksiyonlarını kaybetme gibi işleyiş bozuklukları başlar. Ne kadar ilginç bir durumdur ki, beyin de dahil vücudun her yerinde kanser olma riski vardır ama kalp asla kanser riski taşımaz. Bu da, Allah’ın bir mucizesi ve bir ikramıdır.
Allah’ın koyduğu doku kanunlarına baş kaldıran bu anarşist hücrelerle mücadeleyi, vücudun en sert savaşçıları olan T-lenfositleri yapar. Salgıladıkları zehirle bu bozulmuş hücreleri öldürürler. Kanserli hücreler de salgıladıkları zehirli antikorlarla T-lenfositleri kendilerine yaklaştırmazlar. O zaman, T-lenfositleri kanserli hücrelerin etrafına barikatlar kurarak onun vücuda yayılmasını durdurur ve bize tedavi için zaman kazandırırlar. Görüyor musunuz, vücudumuzda cereyan eden meydan savaşlarını? O vücudu yaratan Allah, onu koruyacak sistemleri de koymuş. Bizim bu meydan savaşlarından haberimiz bile olmaz.
Ölümden başka her derde deva ihsan eden Merhametli Yaratıcımız, kanser hastalığına da çeşitli çareler ihsan etmiştir. Işın tedavisinden, kanserli bölümü cerrahi müdahale ile almaya kadar birçok usul uygulanmaktadır. Ancak hepsinden önemlisi, yüksek bir moral ve tahkiki imandan gelen teslim ve tevekküldür. Tedavi için de, her türlü tedavi usulünden yararlanmaktır.
www.asyanur.info

