Kur’an-ı Kerim’in manevi bir tefsiri olan, onun nurundan iktibas olunan ve adıyla dahi insanın maneviyat âlemlerine bahar iklimi yaşatan Nur Risaleleri; dinsizlik cereyanlarının en azgın devrini yaşadığı, komünizm ve Süfyanizm gibi iki deccal zihniyetin en şiddetli istibdat ve devlet terörü estirdiği yılların mahsulüydü.
Takip, tevkif, işkence, zulüm ve zindanların kol gezdiği ve dinini yaşamak isteyen dindarlara dünyayı cehenneme dönüştürdüğü bir dönemde; Allah demenin suç sayıldığı ve din adamlarının darağaçlarında sallandırıldığı bir devirde; ehl-i imanın imanını kurtarmak ve mutlak bir istibdadı kaldırıp, tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile olmak için telif edilen Risale-i Nurlar, kendinden beklenen neticeyi vermiş, İslâm dininin inkişafına ve Sünnet-i Seniyenin ihyasına vesile olmakla beraber, istibdat ve baskı dönemlerinin de kapanmasına vasıta olmuştur.
Bu gün itibariyle, o Nurun meftunu ve meclubu olan milyonlarca Nur âşıkları vardır. Amerika’dan Avustralya’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar geniş bir dünya coğrafyasında okunmakta, yaşanmakta ve su gibi dünyanın her tarafına yayılmaktadır. Yetmişe yakın dünya diline tercüme edilen ve İslâm beldelerinden, ecnebi memleketlerine kadar intişar eden, kimin eline geçtiyse ekmek gibi, hava gibi, su gibi ihtiyaç hissedilen ve insan ruhunun temel gıdası hükmündeki iman derslerinin hazinesi olan Risale-i Nurlar, Kur’an’ın malıdır. Yazarı bile ona kendi malı olarak bakmamaktadır. Kimse onu temellük edemez. İnhisar altına alınamaz. Sadece bir cemaate mahsus gösterilemez.
Hal böyle olunca, Risale-i Nur etrafında halka tutan bütün dâvâ adamlarının yapacağı en önemli hizmet, onu herkese vermek ve yabancılar da dahil her insanın istifadesine arz etmektir. O kudsi Kur’an hakikatlerine ayna olup, perde olmamaktır. Noksan bir taklitçilik veya soğuk bir muaraza niteliğinde alternatif eserler yazmak yerine; onun izahlarını, şerh ve tanzimlerini yapmaktır. Zira, çok tecrübelerle anlaşılmış ve çok emarelerle ortaya çıkmış ki, Bediüzzaman bu iman ilimlerindeki fetva vazifesiyle tavzif edilmiştir.
“Eğer biri, dairemiz içinde nefsin enâniyet-i ilmiyeden aldığı bir hisle, şerh ve izah haricinde bir şey yazsa; soğuk bir muaraza veya nâkıs bir taklitçilik hükmüne geçer. Çünkü, çok delillerle ve emarelerle tahakkuk etmiş ki: Risale-i Nur eczaları, Kur’an’ın tereşşuhatıdır. Bizler, taksim-ül âmâl kaidesiyle, her birimiz bir vazife deruhde edip, o âb-ı hayat tereşşuhatını muhtaç olanlara yetiştiriyoruz.” ( Mektubat s. 725 )
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

