Siyaset

LÂİKLİK VE TOPLUM

Din ile dünya ve siyaset işlerinin birbirinden ayrılması anlamına gelen ve din hürriyetinin teminatı olması gerek lâiklik, devlet kurumunu ilgilendiren ve tatbiki fert planında mümkün olmayan bir sistemdir.

Batı toplumlarında, asırlar süren dahili mezhep savaşlarının sonunda, bir mecburiyetten doğan lâiklik kavramı, Türkiye Cumhuriyetinde önce CHP’nin bir ilkesi olarak 1931 kongresinde kabul edilmiş, daha sonra 1937 yılında resmen anayasanın ikinci maddesine konulmuştur. Ve ülke lâik cumhuriyete dönüşmüştür.

Aslında cumhuriyet ilk kurulduğunda, çoklarının yanlış telaffuz ettiği gibi lâik bir cumhuriyet değildi. 1924 anayasasının ikinci maddesine konulan “Bu devletin dini, din-i İslâm’dır.”kaydı ve Şer’iye ve Evkaf Bakanlığının olmasıyla bir İslâm cumhuriyeti tesis edilmişti. Ancak, 1928 yılında ikinci maddenin iptal edilmesi ve dokuz sene sonra onun yerine lâiklik prensibinin anayasaya dahil edilmesinden itibaren, resmen cumhuriyet lâik duruma getirilmiştir. Batılı bir toplum olmak ve Doğu toplumu kabul edilen İslâm karakterinden uzaklaşmak için, lâik devlet tarafından dayatılan ve dini dışlayan uygulamalar neticesinde lâik bir millet meydana getirilmeye çalışıldı.

Halbuki, devlet lâik olsa bile, fertlerden meydana gelen bir millet lâik olabilir miydi? Devletin bağlantısını kestiği din gerçeğinden, fertler kendisini koparabilir miydi? Asla ve kat’a! “Hiç bir millet dinsiz yaşayamaz.” kaidesi, dünya çapında kabul gören bir gerçektir. Bundan dolayı, Türk milleti ekseriyet itibariyle Müslüman karakterini korudu ve kıyamete kadar da koruyacaktır, inşaallah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap