Siyaset

İSLÂM HİZMETİNDE BEDİÜZZAMAN MODELİ- 2

(Dünden devam)

Âhirzaman fitnelerini ateşleyen ve insanlığın maddi ve manevi bütün birikimlerini yerle bir eden bu iki dehşetli cereyanın birincisine, Hazret-i İsa Aleyhisselâmın hakiki dinini esas alan ve İslâmın hakikatleri ile birleştirmeye çalışan ve “Müslüman İsevileri” ünvanına lâyık olan bir cemiyet karşı koyarken; ikinci cereyanın nifak perdesi altındaki tahribatına tamir ile karşılık verecek olan da, son müceddit  vazifesiyle vazifeli olan Bediüzzaman ve talebelerinden başkası olmayacaktı.

Fen ve felsefeden gelen dehşetli bir dinsizlik ve dalâlet ile İslâm âlemine hücum eden, kalpleri yaralayıp imanları zedeleyen bu dehşetli salgın illetine karşı çareler arayan başka âlimler de vardı. Seyyit Kutup, Mevdudi, Hasan- el Benna bunlardan bazılarıydı. Ne var ki onlar, çareyi İslâm adına yönetimi ele geçirmekte görüyor ve iktidar gücüyle İslâmın hâkimiyeti nasıl sağlanır, toplum nasıl ıslah edilir, onun yollarını gösteriyorlardı.

Âhirzaman şartları içinde, evvelki iki cereyanın dayandığı dinsizlik temellerini paramparça eden ve inançsızlığın bel kemiğini kıran, iman ve Kur’an hakikatlerini aklî ve ilmî delillerle  ispat ve izah eden Risale-i Nur tefsirleriyle, Müslümanların zedelenen imanlarını takviye ve yaralanan kalplerini tedavi etmeyi esas alan ve fertten cemiyete, oradan da hayatın en geniş dairelerine kadar uzanan müspet iman hizmeti modeliyle, diğer İslâm âlimlerinin ortaya koyduğu hizmet metotlarından çok farklı bir modelle milleti irşat ve tenvir eden Bediüzzaman Hazretlerinin farklılığı hemen anlaşılıyordu.

Bediüzzaman, hiç bir zaman yönetime talip olmamıştı. Gönüller üzerine kurulu bir iman ve irfan hizmeti tesis etmişti. Dinin siyasete alet edilmesine şiddetle karşıydı. Hürriyetçi olan Demokrat Misyonu, İslâmiyet, Kur’an ve bu vatan maslahatına iktidar yerinde muhafaza etmeyi uygun görmüş ve dersleriyle, talebeleriyle ve bütün gücüyle desteklemişti. Milletin birlik ve beraberliğini zedeleyecek her türlü faaliyetlere, özellikle ırkçılık fikrinin her çeşidine karşı çıkmıştı. Müspet hareket etmeyi esas almış ve menfi hareket etmeyi talebelerine tamamen yasak etmişti.

Bediüzzaman, dinin inhisar altına alınmasını, büyük bir ekseriyette din aleyhtarlığı meylini uyandıracağından, dine büyük zarar vereceğini görüyordu. Bu yüzden, milletin yüzde altmış- yetmiş oranında tam dindarlık seviyesine gelmeden, din adına iktidara talip olanların, dini siyasete alet etmek durumunda kalacaklarını söylüyordu. Bunlar, çok önemli ölçülerdi.

Evet, aradan bir asra yakın bir zaman geçti. Bediüzzaman Hazretleri gibi İslâm âlemine mal olmuş çok büyük bir âlimin ikazlarını dinlemeyip, hariç ülkelerdeki âlimlerin metotlarını esas alan bazı İslâm ülkelerindeki Müslümanların perişan durumları orta yerde. Evet, zaman dahi büyük bir müfessir olarak, Bediüzzaman’ın hizmet modelini test etti ve doğruluğunu tasdik etti. Elhamdülillah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube- Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

 

Reklam

Yorum Yap