KALP, SAMED OLAN ALLAH’IN AYNASIDIR
İman ve İbadet

KALP, SAMED OLAN ALLAH’IN AYNASIDIR

Kâinatı muhteşem ve muazzam bir ağaç misalinde yaratan Cenab-ı Hak, en mükemmel meyvesi olarak da insanı halk etmiştir.

İnsan denilen şuurlu meyvenin çekirdeği de kalptir. Ancak kalp, maddi yürek olan et parçası değil, hislerin aynası olan vicdan ile, fikirlerin aynası olan dimağdan meydana gelen bir lâtife-i Rabbaniyedir. O lâtifenin insan ruhuna yaptığı hizmet, maddi kalbin bedene yaptığı hizmet gibidir. Sekteye uğrayan maddi kalp insanın ölümüne sebep olduğı gibi, inkârla sekteye uğrayan manevi kalp de, insan ruhunun ve maneviyatının manen ölümüne sebep olur. O insan, artık yaşayan bir ölüden farksız hale gelir.

Bediüzzaman Hazretlerinin tespit ettiği gibi “Kalbin, ihtiyacat saikasıyla âlemin envaıyla, eczasıyla pek çok alâkaları vardır. Dünyayı dolduracak kadar o kalbin hem emelleri hem de düşmanları vardır. Ancak, Gani-i Mutlak ve Hafîz-i Hakiki ile itminan edebilir.” (Mesnevi-i Nuriye s.187)

Evet, bahsi geçen manevi kalbin içi, Samed olan Allah’ın aynasıdır. Kâinatı içine alacak kadar bir muhabbet kabiliyeti verilen kalp, ancak Allah’ı sevmekle vazifelidir. Zira sonsuz bir cemal, kemal ve ihsana sahip olan Allah, elbette sonsuz bir muhabbetle sevilmeye lâyıktır. Ona ait ve Onun adına olmayan muhabbetler bâtıldır. Allah adına sevilen şeyler ise, Allah’ı sevmek anlamındadır. Ezelden ebede uzanıp giden ve sonsuz ihtiyaçlara sahip olan bir kalbin, ihtiyaçlarını giderecek ve yerine getirecek, ancak Samed olan Allah’tır. Çünkü Samed, her muhtacın ihtiyacını veren, lâkin kendisi hiç bir şeye muhtaç olmayan anlamındadır. Her muhtacın ihtiyacını verdiği halde, hazinesinden de hiçbir şey noksan olmayandır. Öyle ise kalp, ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur ve Ona ibadetle huzur bulur.

Bu hakikati izah eden Bediüzzaman der ki “İnsanın çekirdeği olan kalp, ubudiyet ve ihlâs altında, İslâmiyet ile iska edilmekle (sulanmakla) imanla intibaha gelirse (uyanırsa), nuranî, misali âlem-i emirden gelen emr ile öyle bir şecere-i nurani (nurlu ağaç) olarak yeşillenir ki, onun cismani âlemine ruh olur. Eğer o kalp çekirdeği böyle bir terbiye görmezse, kuru bir çekirdek kalarak, nura inkilâp edinceye kadar ateşle yanması lâzımdır.” (Mesnevi-i Nuriye s.188)

Evet, kalp, ebedler âlemine açılmış bir penceredir. Bu fâni ve geçici dünyaya razı değildir. Zira kalp, hangi şeyle irtibat kursa ve alâka duysa, onunla daimi beraber olmak istemekte ve sımsıkı sarılmaktadır. Hâlbuki, sevdiği ve bel bağladığı şeylerin birer birer elinden çıkmasıyla kalpte dehşetli yaralar oluşur ve tahammül edilmez elemler içinde boğulur. Bu itibarla kalp, yaratılış maksadına uygun hareket etmeli ve Samed olan Allah’a aynalık vazifesini yerine getirmelidir.

asyanur.info

 

Yorum Yap