Asrımızda dinsizliği temsil eden büyük deccal komünizmin, hür dünyayı tehdit etmesini durduran ve askeri cenahta gerçekleşen İslâm-Hristiyan ittifakı “NATO”ile gerçekleşti. Ve nihayet 1991 yılında Sovyetler Birliğinin çökmesi ve komünizmin ölmesiyle hedefine ulaştı.
Ancak, genel anlamda dini dışlayan bir zihniyetin ve insanları nefsânî arzularına esir eden dehşetli bir sefahatin pençesinden insanlığı kurtarmanın diğer bir çaresi ise, dînî ve kültürel bir işbirliği ve yine iki semavi büyük din olan İslâm ve Hristiyan ittifakıdır. Türkiye’nin din ve kültür farklılığı, Avrupa Birliği için bir zaaf değil, 14 asır öncesinden Hz.Peygamberin (asm) haber verdiği bir zarurettir ve kültürel zenginliğe vesiledir. Böyle bir birliktelik, çeşitli şekillerde gerçekleşen İslâm birliklerine engel olmak değil, bilâkis dinler ve kültürler arası köprülerin kurulmasını netice verecektir.
Geniş bir açıdan olayları değerlendiremeyen bir takım dar görüşlü fanatik dindarların “Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin!”ayetini delil getirmeleri gerçekçi değildir. Bu kısır düşünceyi ilmen çürüten Bediüzzaman Hazretleri, bu yasağın Yahudi ve Hristiyanların Yahudiyet ve Hristiyanlıkları açısından geçerli olduğunu söylemektedir. Devamında “Hem de, bir adam zatı için sevilmez, belki muhabbet sıfat veya san’atı içindir. Öyle ise, her bir Müslümanın her bir sıfatı Müslüman olması lazım olmadığı gibi, her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve san’atları kâfir olmak lazım gelmez. Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı vaya bir san’atı, istihsan etmekle iktibas etmek neden caiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa, elbette seveceksin! Saniyen: Zaman-ı Saadette bir inkılab-ı azim-i dini vücuda geldi. Bütün ezhanı (zihinleri) nokta-i dine çevirdiğinden, bütün muhabbet ve adaveti o noktada toplayıp muhabbet ve adavet ederlerdi. Onun için gayr-ı müslimlere olan muhabbetten nifak kokusu geliyordu. Lâkin, şimdi âlemdeki bir inkılab-ı acib-i medeni ve dünyevidir. Bütün ezhanı zapt ve bütün ukulü (akılları) meşgul eden nokta-i medeniyet, terakki ve dünyadır. Zaten onların ekserisi, dinlerine o kadar mukayyet değillerdir. Binaenaleyh, onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan âsâyişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat’iyen nehy-i Kur’anide dahil değildir.” (Münâzarât s. 71)
Bu itibarla, Avrupa ile hem sanayi, ticaret ve kültür alış verişini temin eden, hem âsâyiş ve barışa yardım eden, hem Batı standartlarında bir demokrasinin tesisine vesile olan, hem de dahildeki baskıların tortularını izale etmeye vasıta olacak olan İslâm ve Hristiyan ittifakı, demokrat ve sağduyulu Müslümanların hararetle savunduğu bir Avrupa Birliğidir. Böyle doğru anlaşılan bir birliktelik, her iki tarafa da çok şey kazandıracaktır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

