“İLERİDE BENİM ROMANIM YAZILACAK- 1”  (NOSTALJİ YAZILARI- 62)
Bediüzzaman Said Nursi

“İLERİDE BENİM ROMANIM YAZILACAK- 1” (NOSTALJİ YAZILARI- 62)

2012 yılı sezonunda yıllık konferanslar dizisini usta romancı İslâm Yaşar ile başlattık. Kendisini bu maksatla aradığımda, programlarının yoğun olduğunu, ancak böyle bir maksat için hiç bir mazeretin geçerli olmadığını söyledi.

Hangi konuyu işleyeceğini sorduğunda “Sen romancısın. Allah hiç kimseye nasip olmayan Bediüzzaman’ın hayatını yazmayı sana nasip etti. Bediüzzaman romanı serisinin doğuşunu ve Nur Hareketinin serencamını anlatabilirsin. Hepimizin ihtiyacı olan bir konu.” dedim. Memnuniyetle kabul etti.

14 Ekim 2012 Pazar günü, Asya Nur Kültür Merkezi bir bayram yeri gibiydi. Aynı gün bölge toplantısı da olduğundan, çevre illerinden katılan gönül dostlarımız da vardı. Programı gündüze aldığımızdan, üst katta bayanların katılımı beş altı kat fazla olduğunu öğrendik. Her şeyden önemlisi, konferans kameraya alınıp asyanur.info sitesine yükleneceğinden programı dünya izleyecekti. Zira, Amerika’dan Avustralya’ya, Ortadoğu’dan Balkanlar’a ve Avrupa’ya kadar ve ülkemizin her tarafından takip ediliyorduk.

İslâm Yaşar konusuna fevkalâde hâkimdi. Zaten çalışma alanıydı. Roman, Batı toplumlarından gelen bir sanat dalı olduğu halde, Osmanlı Devletinin son döneminde edebiyatçılar tarafından rağbet görmüştü. Halbuki romanların çoğu hayal ürünüydü. Mecazi bir aşk, ya hamaset ve şehâmet ya da hakikati tasvir etmenin ötesine geçemiyorlardı. hakiki aşk olan Allah sevgisini telkin edemiyor ve kâinata İlâhi bir sanat nazarıyla baktıramıyorlardı. İnsanları tabiatperest ve maddeperest yaptıklarından, ruhlarda meydana getirdikleri dalâlet, elem ve ızdıraplara karşı, o edepten mahrum olan edebiyat, sadece sakinleştirici ve uyutucu özelliğinden, hakiki faydayı insanlığa verememiş. Bu belâya karşı bulduğu ilâç romanlarıymış. O roman kitabında yaşayan bir ölü veya sinemada gibi hareket eden ölüler. Ölü olanlar ise, insan ruhuna hayat veremez. Bediüzzaman’ın tabiriyle “Hem tiyatro gibi tenasuhvâri, mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi hortlaklarıyla hiç de utanmaz. Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya âlüfte fistanı giydirmiş, hüsnümücerret (soyut güzellik) tanımaz.” (Sözler s. 1199)

İslâm Yaşar, birinci bölümde romanlar hakkında genel bir değerlendirme yaptı ve Türkiye’deki edebiyat ve roman çalışmaları hakkında bilgi verdi.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

 

Reklam

Yorum Yap