İnsan mahiyeti itibariyle, nihayetsiz istidat ve kabiliyetlerle, karmaşık duygu ve hislerle donatılmış bir varlıktır. Öylesine engin bir derinliği ve geniş bir ufku vardır ki, araştırıldıkça bilinmezliği artan ve iç dünyası tetkik edildikçe, sahiline varılamayan bir okyanus veya esrarengiz bir canlıdır.
Böylesine kompleks bir yapıya sahip olan insanın, en önce tanıması lâzım gelen cihet, bizzat kendisidir. Hadis-i Şerifte “Kim kendi nefsini tanırsa, Rabbini de tanır.”denilmiştir.
İnsanın kendisini tanımasının üzerinde ziyadesiyle duran ve bu hususta eserler telif eden Bediüzzaman Hazretleri “Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku. Yoksa, hayvan ve camit (cansız) hükmünde bir insan olmak ihtimali var.”ikazını yapmaktadır.
Tahkiki bir iman şuurundan mahrum olan ve bu yüzden nereden gelip, nereye gittiğini ve bu dünyaya onu gönderenin ne maksatla yaratıp gönderdiğini, vazifesinin ne olduğunu bilemeyen insanlar; ruh dünyalarında kendisiyle kavgalı ve savaş halindedirler.
Kâinatı ve içindeki bütün varlıkları, tabiat ve tesadüfün oyuncağı olarak gören ve her şeyin akıbetini yokluk ve hiçlik tarzında telakki ve kabul eden ve kendi akıbetinin de ebediyen yokluk ve bir daha dirilmemek üzere mahvolup gitmek şeklinde zanneden insanın iç âleminde huzur ve mutluluk olur mu? Zavallı insanlar!
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

