(Dünden devam)
Bediüzzaman Hazretleri, ağabeyi Molla Abdullah ile aralarında geçen çocukluk hatırasını naklettikten sonra, Eskişehir mahkemesine düşen talebelerine hitaben “Yakıcı çorbadan ağızları yandığı halde, bu kudsî dâvâdan vazgeçmeyen bu insanların, perde-i gayb açılsa, her biri birer âmi görünseler, şimdiki verdiğim değeri hiç değiştirmeyecek. Eğer birer veli olsalar, verdiğim kıymeti hiç ziyadeleştirmeyecek.” dediği gibi; bizler de birbirimizi olduğu gibi kabul edip, şahsa değil, hizmete bakarak kardeşlerimizi baş tacı etmeliyiz.
Bir hapishanede dâvâsı uğrunda çile çeken bir ağabeyimizi bir zaman ziyaret ettiğimizde diyordu ki: “Hapishaneye girdikten sonra, kardeşlerimizin değerini bir kat daha fazla anladım. Dışarı çıktıktan sonra hakaret niyetiyle, faraza bir kardeşim benim yüzüme tükürse, o tükürükleri misk-i amber kabul edeceğim. Ve hiç gücenmeyeceğim.”
Evet, meslek ve meşrebimizin özünü incitmedikten ve zarar vermedikten sonra, kardeşlerimizden gelecek olan şahsi zarar ve incitmeler bize tesir etmemelidir. Dünya imtihanlarının bir cilvesi olarak bilmelidir.
Bir başka önemli nokta ise, talebelik yılları boyunca elimizde yetişen ve şimdi her biri sosyal hayatın çeşitli kademelerinde vazife gören kardeşlerimize çocuk nazarıyla bakmayıp, temelden itibaren Risale-i Nur’a hizmet kültürü ile yetiştiklerinden dolayı, onlara daha fazla itibar etmeli, fikirlerine önem vermeli, meşverette iseler, düşünce ve tercihlerini dikkate almalıdır. Karşılıklı birbirine değer ve kıymet verme atmosferi içinde olan iman hizmetinin fedakâr insanları, böylece cennet gibi saadetli bir hizmet ortamını meydana getirmiş olacaklardır. Bunu yapmak elimizdedir. Aksi takdirde, kendi ellerimizle kendimize zarar verme durumu söz konusu olur. Böyle bir duruma düşmekten de Allah’a sığınmak gerekir.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

