(Dünden devam)
Yolumuz üstünde İzmit ili vardı. Mehmet Ali Paşa Camii karşısındaki Çamlık Vakfına giderken hasarlı binalar ve gofret gibi birbiri üstüne yığılan iş hanları, burada meydana gelen sarsıntının daha şiddetli olduğunu göstermeye yetiyordu. İzmit’teki dershanemiz de zarar görmemişti. Fakat, içeride kimse olmadığından selâm ve geçmiş olsun dileklerimizi beliren bir pusula bırakarak oradan ayrıldık.
Son olarak Adapazarı iline uğradık. Yeni Asya temsilcimiz Saadettin Ağabeyle buluşup şehri dolaştık. Aman ya Rabbi, aman ya Rabbi! Adapazarı’nın deprem tablosu tam bir dehşet ve felâket idi. Biz Gölcük ilçesi harap olmuş derken, Adapazarı’nı görünce oranın hafif kaldığını müşahede ettik. Şehrin en hareketli merkezî yerleri ve caddeleri enkaz yığını halindeydi. Komple yıkılan binalar, kimisi sağa ve sola yatan, kimisi öne veya arkaya boylu boyuna uzanan apartmanlar, tahrip olan belediye binası, viran olmuş iş merkezleriyle, sanki Adapazarı’na bir kaç atom bombası atılmış gibiydi.
Şehrin çeşitli meydanlarına ve ara boşluklarına çadır kentler kurmuşlar. Yemek saatlerinde kuyrukta bekleyen insanlar, soğuk gecelerde üşüyen çocuk ve ihtiyarlar yürekleri paralıyordu. Özel kuruluşlar, sivil yardım ekipleri ve vakıflar olmasa vaziyet cidden çok kötüydü. Organizasyon yok, ilgi yok, sevgi yok. Devletin kaba, sert ve merhametsiz yüzü, depremin her bölgesinde kendisini gösteriyordu. Devlet bu işi doğrudan millete bıraksa, inanın görünenden çok daha çabuk ve kolay bir tarzda yaralar sarılacaktır. Fakat, onun irtica ile uğraşmaktan başka yaptığı bir şey yok. İrtica dediği de, milletin inanç değerleri ve İslâmi yaşantı. Ne kadar yazık!
Adapazarı dershanemiz de dimdik ayakta. Hatta onun bulunduğu sıradaki binalar bile korunmuş. Deprem sanki adres aramış gibi bir hal vardı. Ne kadar batakhaneler, pislik yuvaları, pavyon ve oteller varsa hepsini dümdüz etmiş. Yanındaki veya arkasındaki binalar ayaktalar. Mucize gibi olaylara şahit olduk.
Tarihte böylesine emsaline rastlanmayan bu depremi, sadece fay kırılmasıyla izah etmek mümkün değildir. Elbette, Allah zahiri sebepler perdesi arkasından iş görmektedir. Yoksa imtihan sırrı ortadan kalkar. Kâinat, dünya ve içindeki hadiselerle münasebeti kanunlar şeklindedir. Fakat, kör gözlere de gösterecek bir tarzda yer küreyi sarsarak, din ile uğraşanları ve gafletle dinini yaşamayanları ikaz etmiştir. Zalimlere cezasını vermiş, masumlara ve müminlere şehitlik ihsan etmiştir. Bizim dinî inancımız böyledir.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

