Dünyanın bin bir türlü işleri arasında ömür dakikaları su gibi akıp gidiyor. Günler haftaları, haftalar ayları ve yılları takip ederken, koskoca bir ömür tükeniyor. Ebedi bir hayatın saadetini kazanmak maksadıyla bu dünyaya imtihan için gönderilen insanların büyük bir ekseriyeti, bahsi geçen hakikatten habersiz geçen bir hayatın sonunda, o saadeti maalesef kaybederek bu dünyayı terk ediyor.
Son Peygamber Hazret-i Muhammed (asm) ve son mukaddes kitap olan Kur’an- ı Kerim, kıyamete kadar gelecek olan insanların hem dünya hem de âhiret saadetlerini kazandırmak için gönderildi. İslâm öncesi çoğu müşrik konumunda olan şahıslar, İslâm dinine girdikten sonra bütün güçleriyle diğer insanları gafletten kurtarmak ve İslâm dinine bağlamak için çalıştılar. Bu çalışmaların sonucu olarak, Kâinatın Efendisi (asm) Arafat’ta Veda Hutbesini verirken, oradan onu dinleyen yüz yirmi bin sahabesi vardı. “Burada bulunanlar, bulunamayanlara sözlerimi aktarsınlar.” diyordu.
Sahabelerin her birisi bir iman ve İslâm kahramanıydı. Allah Resulüne (asm) hitap ederken “Anam Babam sana feda olsun ya Resülullah! ” diyorlardı. Fedakârlığın zirve noktasındaydılar. İslâm’a hizmet yolunda candan ve cihandan vazgeçmişlerdi. Her birisi bu uğurda sembol dâvâ adamlarıydı. Onlar için Sevgili Peygamberimiz (asm) “Benim sahabelerim ümmetimin yıldızları gibidir. Hangisine tâbi olsanız necat bulursunuz.” müjdesini veriyordu. Daha dünyadayken cennetle müjdelenmiş on sahabe vardı. Hazret-i Ömer (r.a.) onlardan biriydi. Adaletiyle dünyaya nam salan bu kahraman insan, Yasin Suresini okurken “Ey mücrimler! Bu gün siz bu tarafa ayrılın!” ayetini okuduğunda “Acaba ben de o mücrimlerden biri miyim?” diye düşünür, gözyaşlarını tutamazdı. Çok ağlamaktan yüzünde gözyaşlarının izi oluşmuştu. Her gün kendisini hesaba çekerdi. “Bu gün Allah rızası için ne yaptım?” diyerek, her gününü gözden geçirirdi. Bu hayat anlayışından ve kendini hesaba çekişinden hepimizin alacağı çok dersler vardır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

