Kendine has orijinal bir dili olan Risale-i Nur tefsirlerini sadeleştirme gayretkeşlikleri, Bediüzzaman’ın edebî cephesini öldürmek ve sıradan kitaplar haline dönüştürmektir. Bunun böyle olmasını istemeyen Bediüzzaman çok ciddi ikazlarda bulunmaktadır.
“Sizlerde mühim ehl-i ilim de var. Ehl-i ilmin bir kısmında bir enâniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazı da olsa, o cihette enâniyetlidir, çabuk enâniyetini bırakmaz. Kalbi, aklı ne kadar yapışsa da, nefsi, o ilmî enâniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister, hatta yazılan risalelere karşı muaraza ister. kalbi risaleleri sevdiği ve aklı istihsan ettiği ve yüksek bulduğu halde, nefsi ise, enâniyet-i ilmiyeden gelen kıskançlık cihetinde zımnî bir adavet besler gibi, Sözlerin kıymetlerinin tenzilini arzu eder; tâ ki, kendi mahsulât-ı fikriyesi onlara yetişsin, onlar gibi satılsın. Halbuki, bilmecburiye bunu haber veriyorum ki: Bu dürûs-u Kur’aniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müçtehitler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir. Çünkü çok emarelerle anlamışız ki, bu ulûm-u imaniyedeki fetva vazifesiyle tavzif edilmişiz. Eğer biri dairemiz içinde, enâniyet-i ilmiyeden aldığı bir his ile şerh ve izah haricinde bir şey yazsa, soğuk bir muaraza veya nakıs bir taklitçilik hükmüne geçer.” (Mektubat s. 724- 725)
Bediüzzaman’ın kendi ifadeleriyle şerh ve izah haricinde sadeleştirme dahi yapılsa, soğuk bir muaraza durumu ortaya çıkıyor. “Kur’an tercüme edilsin ve camilerde onun yerine okunsun.” kötü niyeti ne ise, “Risalelerin dili ağır, onun yerinde sadeleştirilmiş risaleler okunsun.” zihniyeti de aynı noktada buluşuyor.
1947 yılında, Ahmet Feyzi Kul Ağabey “Üstadım! yeni nesillerin anlaması için Risale-i Nurları sadeleştirsem olur mu?” diye sorar. Bediüzzaman “Kardaşım! O zaman risaleler benim olmaktan çıkar. Öyle bir şey yaparsan kendi adını yaz, benim adımı yazma!” diye sitem yüklü ve geleceğe dönük anlamlı bir cevap verir.
Şahsî haklarını düşmanlarına bile helâl eden Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’un dilini değiştirmek isteyen kendi talebesi dahi olsa ona hakkını helâl etmeyeceğini söylüyor. Bu hakikate binaen, ne şimdi ve ne de gelecekte sadeleştirme teşebbüsünde bulunacak olanlar bu gerçeği görmeli ve titremelidir. Bizim vazifemiz de, Risale-i Nur’u orijinal haliyle korumak, yaymamak ve okutmaktır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

