Bir hatıra: “Âhirzamanda İslâm deccalına karşı, Hazret-i Mehdi çıkıp onun tahribini tamir için mücadele edeceğini..” hocalardan dinleyen bir kısım İnebolulu insanlar, dede yadigârı silahlarını hazırlayıp, kılıçlarını bileyerek hazır kıta beklerler. Kastamonu’ya derin bir âlim geldiğini duyan bu şahıslar, içlerinden iki kişiyi  temsilen gönderirler. Ziyaretine gelen bu kişilere Bediüzzaman “Kardeşlerim! Artık maddi kılıçlar kınına girdi. Kur’an’ın manevi elmas kılıçları ortaya çıktı. Bundan sonra dinsizliğe karşı mücadelemiz bu manevi kılıçlarla olacak. Siz bu risaleleri alın, hem kendiniz için yazın hem de çoğaltarak etrafınıza yayın. Başka şeylere bakmayın.” ikazlarını yapar. Bu ikazlar ne kadar anlamlıdır!

Hazret-i Mehdi’nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin rejim-i bid’akârânesini tamir edecek, yani âlem-i İslâmiyet’te Risalet-i Ahmediyeyi (asm) inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (asm) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cemiyetinin mucizekâr manevi kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak.” (Mektubat s. 747) Mehdi ve Süfyan isimleri, her iki tamirci ve tahripçiye verilen birer ünvandır. Hakiki isimleri öyle olmak lâzım gelmez. Onlar icraatları ile tanınırlar. Burası imtihan dünyasıdır. Hakikatlerin bir miktar perdeli ve yoruma açık olması imtihanın gereğidir.

İslâm dünyasına dört yüz küsur sene hilâfet merkezliği vazifesini gören bu vatanda, cumhuriyetin ilânından sonra ne kadar tahviller ve tahripler yapıldığı herkesin bildiği bir durumdur. Kur’an-ı Kerim’in öğretilmesi ve öğrenilmesinin yasaklanmasından ezanın Türkçe okutulmasına, okullardan din derslerinin kaldırılmasından camilerin ahır ve depo yapılmasına kadar her türlü tahrip gerçekleştirildi. Kur’an-ı Kerim’e dil uzatıldı. Devletin en tepelerinden Hazret-i Muhammed (asm ) aleyhinde en ağır ifadeler kullanıldı. Okul kitaplarına insanların tabiat tarafından yaratıldığı ve maymun soyundan geldiği yazıldı. Allah’ın varlığı inkâr edildi. Âhiret âleminin bir aldatma ve uyutma olduğu söylenildi. Bütün bunlar modernlik ve medeniyet adına, fen ve felsefe hesabına yapıldı.

Bin seneden beri Kur’an-ı Kerim’in bayraktarlığını yapan asil ve necip bir milletin evlât ve torunları dinden soğutulup soyutlanmaya çalışıldı. Din adamları susturuldu, korkutuldu ve çokları suçsuz yere asıldı. Dehşetli bir devlet terörü estirildi. Herkesin ümidi söndü, kolu kanadı kırıldı. “Zaman âhirzamandır. Her gelen gün, geçen günleri arattıracak.” düşüncesi topluma hâkim oldu. Millette korku kol geziyordu. Bu böyle gitmez ve gitmeyecekti.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)