Yurt Dışı Seyahat Notları

AVUSTRALYA SEYAHAT NOTLARI- 7 (HATIRA YAZILARI- 125)

Reklam

Yoğun programların arasında iki haftanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Tam bir koşuşturma haliydi. Almanya’daki dostlarımız da öyleydi. Türkiye’den gelenleri hiç boş bırakmazlardı. Kendi tabirlerinde limon gibi sıkıp öyle gönderirlerdi.

Avustralya’da her şey farklıydı. Sanki güneş tersten doğuyor gibiydi. Türkiye’ye göre güne dokuz saat önceden başlanıyordu. Mevsimler de altı ay önde oluyordu. Kuzey yarım küre kış mevsimini yaşarken, Güney yarım küre yaz mevsimini yaşıyordu. Arabaların direksiyonu solda değil, sağ taraftaydı. Trafik soldan değil, sağdan akıyordu. Arabaları sollamak yok, sağlamak vardı. Bize göre bu tersliklere bedel, tertip, düzen karşılıklı haklara saygı, kanun hâkimiyeti  ve kurallara bağlılık konusunda her şey mükemmeldi. Trafik kazaları yok denecek kadar azdı. Bir yıl başı gecesinde sadece altı ölüm olmuş. Bunu da nasıl en aza indirebiliriz veya ortadan kaldırabiliriz çalışmasını yapıyorlarmış.

Bunları öğrenince ülkem adına üzüldüm. Çünkü, bizde en ucuz olan şey insan hayatı görünüyor. Yılbaşı ve bayramlarda ölen ve yaralanan insanların haddi hesabı yok. Kurallara saygı ise hak getire..  Demek ki, demokrasi bir kültür meselesi. Çocukluktan itibaren verilmesi gereken bir eğitim. Onlar, özür dilemeyi, teşekkür etmeyi ve lütfen demeyi temelden öğretiyorlar. Medeni olmak onu gerektiriyor. Bizde ise özür dilemek zül sayılıyor. Hülâsa; Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi “Bir kısım yüksek ahlâkımız bizde revaç bulmadığı için ecnebiler almış. Onların kötü ahlâkları da onlarda revaç bulmadığı için bizim pazarımıza girmiş.”

Avustralya’daki genel tertip ve düzene bizim arkadaşlarımız da alışmış. Her şeyi bir kurala bağlamışlar. Ders saatlerinin başı sonu belliydi. Çay ikram saati tam zamanında başlıyordu. Dersleri kimin yapacağı da belirlenmişti. Son veda dersimiz olduğu halde, başından beri uyduğumuz kurallara o gece de uyduk. Âyet-ül Kübra’da geçen ve Allah’ın kudretine göre az çok, büyük küçük, fert ve tür fark etmez. Bir baharı bir çiçek kolaylığında, koskoca kâinatı bir insanı yaratma kolaylığında yaratır. Bunlar gibi tevhit hakikatinin en ince sırlarını ve yeniden dirilişin aklın idrakinden âciz kaldığı muammalarını birlikte paylaştık.

Bu dersin sonu bir veda konuşmasıydı. Bu çatı altında toplandığımız gibi, Mahşer Günü Bediüzzaman ve saff-ı evvel Nur Talebeleriyle birlikte, Sevgili Peygamberimiz’in (asm) Liva-ül Hamd sancağı altın da böylece toplanmayı ve  Onun şefaatına nail olmayı dua ederek helâlleştik. Duygulandığımı hissettim ve konuşmayı kısadan kesmek zorunda kaldım.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)  (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap