2005 yılı bir dâvet üzerine Adana ilinde idik. Programdan sonra Ali Kanıbir Ağabeyle İskenderun’a uğrayıp, Antakya’ya kadar birlikte olduk. Çok yakından onu ilk defa tanıyordum. Tam bir Osmanlı beyefendisi idi. Zaten, insanları tanımak için ya birlikte seyahat etmek, ya ticaret yapmak ya da misafir olmak gibi ölçüler vardır.

Ali Ağabeyle yaklaşık on yıl birlikte Yeni Asya yönetim kurulunda da birlikte çalıştık. Hem feraseti, hem istikameti, hem dirayeti, hem vicdanının sesini dinleyerek hareket etmek gibi daha bir çok meziyetleriyle, benim için örnek bir dâvâ adamı ve örnek bir Nur Talebesiydi.

Elli seneyi aşkın bir zamandan beri hiç istikametini bozmadan ve cemaatin şahs-ı manevisi ile birlikte, Risale-i Nur hareketinin muhtelif hizmet alanlarında şevk ve gayretle çalışan Ali Ağabey, kırk sene Adana ilinde hizmetlerde bulunduktan, il ve bölge sekreterliği gibi önemli kademelerde bulunduktan sonra, hayatının son dört senesini Ankara’ya yerleşerek geçirdi. Benim yaşadığım ve iradem dışında gerçekleşen bir takım olayların başından sonuna şahidi ve benim dert ortağımdı. “Gönlünü hoş tut Sami Kardeş! Senin ne yaptığını herkesten önce Allah biliyor. Senden Allah razı olsun yeter. Başkalarının ne dediği ve ne düşündüğü hiç önemli değil.” diyerek, vicdanından gelen sesi dile getiriyordu.

Yönetimde birlikte olduğumuz on sene boyunca, vicdanına ve Risale-i Nurun temel düsturlarına aykırı bir hareketine hiç şahit olmadım. Kim ne derse desin o hep inandığı doğruları söylemeyi tercih etti. Neşriyat hizmetlerinde de aktif vazifeler üstlendi. İyi bir organizatör ve toparlayıcı özelliği vardı. Gece gündüz demeden bütün derslerde bulunmak için âzami gayret içinde olduğunu görüyordum. Pursaklar ilçesindeki derslere geldiğinde genellikle ders yaptırır, o kibar ve nezih üslûbuyla Risale-i Nurlara tercümanlık yapardı.

Koronavirüs salgını çıktığı zaman kendine çok dikkat ediyordu. Yakın aralıklarla iki oğlu için yaptığı düğün faaliyetlerinde, bu virüsü nereden kaptığını bilemedi. Bir telefon görüşmemizde “Sami kardeş! Ben 73 yaşındayım fakat hayatım boyunca böyle bir baş ağrısı ve halsizlik hali hiç yaşamadım. Lütfen dua et.” dedi. Önceleri soğuk algınlığı zannetmiş. Hastahaneye gittiği zaman, koronavirüs testi pozitif çıkmış. Toplam bir ay süren bu hastalık döneminin sonunda, 12 kasım 2020 Perşembe günü, öğle namazından sonra ruhunu Rahmana teslim etmiş.

Bilinen hiç bir hastalığı olmayan Ali Kanıbir Ağabeyin, demek bu dünyadaki misafirliği bu kadarmış. Tamamı Nur Talebesi olan beş erkek çocuğunun her birisini, bizden daha metanetli ve Allah’a teslim içinde buldum. 13 Kasım Cuma günü namazdan önce, Ali Ağabeyi âhiret âlemine  Resülullah’ın (asm), Bediüzzaman Hazretlerin ve diğer sevdiklerinin tarafına yolcu edeceğiz. O da kabre gülerek girenlerden bir bahtiyar yolcu oldu. Hem de salgından dolayı inşallah manevi şehitlik rütbesini kazandı. Yolun açık olsun koca dâvâ adamı Ali Ağabey! Elbet bir gün biz de senin yanına geleceğiz. Bizden Resülullah’a (asm), Üstadımıza ve o taraftaki umum Nur Talebelerine selam söyle. Allah kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin, amin. Ruhuna binler Fatihalar..

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)