Cenab-ı Hak, imtihan meydanı olarak yarattığı şu dünya memleketindeki insanları, aşırı zenginlerden aşırı fakirlere ve orta hallilere kadar çok farklı tabakalarda yaratmıştır. Malı ve zenginliği veren Allah olduğu gibi, fakirliğe muhatap yapan da O’dur. Bunların hepsi imtihan vesilesidir.
Bahsi geçen sırlı hakikatlere binaen, Cenab-ı Hak zenginleri fakirlerin yardımına dâvet ediyor. Mal ve zenginliği veren Allah olduğuna göre, insan sadece bir tevziat ve dağıtım memurudur.
Zengin ve fakir arasında servet dağılımını bir ölçüde dengesini sağlayan zekâttır. Zekât, tabakalar arasındaki servet uçurumunu ortadan kaldırıp, zengin ile fakirin buluşmasını temin eden İslâm’ın en sağlam köprüsüdür. “Ez zekâtü kantarat’ül İslâm.” hadis-i şerifi bu mânâya işaret eder. Arapçada köprü anlamına gelen bir çok kelime olduğu halde, Sevgili Peygamberimiz (asm) özellikle “Kantara” kelimesini seçmiştir. Kantara, kolaylıkla yıkılması mümkün olmayan büyük taş köprü demektir. Mimar Sinan tarafından yapılan ve hâlâ asırlardır ayakta duran taş köprüler buna misaldir.
Bediüzzaman Hazretlerinin tespit ettiği gibi; insanlık tarihinde fesat ve ihtilâllere, anarşi ve kargaşalara sebep olan iki kelimedir: “Ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse bana ne!” ve “Sen çalış ben yiyeyim.” Bencil ve egoist bir zihniyetin mahsulü olan birinci kelimeyi ortadan kaldıran zekât ibadetidir. İkinci kelimeyi kökünden söküp atan da faizin yasaklanmasıdır.
Zekât, temizlenme ve bereketlenme anlamına gelen bir kelimedir. Allah, fakirin hakkını zenginin malı içine koymuştur. Zarurî ihtiyaçlarından başka ve borçlarını düştükten sonra, üzerinden bir yıl geçmiş seksen gram ve üstü altın, döviz ve para gibi serveti olan kişi, bunun kırkta birini, yani yüzde iki buçuğunu zekât olarak fakire verdiği zaman malı temizlenmiş olur. Çünkü o miktar, Allah’ın tayin ettiği fakirin hakkıdır. Zekâtını vermeyen, fakirin hakkını gasp etmiş olur.
Zekât, aynı zamanda bereketlenmeye vesiledir. Nasıl budanan ağaçlar ve asma üzümleri daha fazla ürün ve üzüm verirse, zekâtı verilen mal da öylece bereketlenir. Kur’an-ı Kerim’de bu hakikat şu misalle anlatılır: Mallarını Allah yolunda harcayanları hali bir daneye benzer ki, ondan yedi başak sümbüllenir, her bir başakta da yüz dane bulunur. Allah dilediği kimseye, yaptığı iyiliğin karşılığını böyle kat kat verir. Allah’ın lütfu geniştir ve ilmi her şeyi kaplar.” (Bakara Suresi ayet: 261)
Bahsi geçen bereketlenme sevap cihetinden olduğu gibi, maddi olarak da gerçekleşir. Nasıl ve nereden geldiği belli olmayan bir bereketlenme hali, o kişinin bereketli ve huzurlu bir hayat yaşamasına vesile olur.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

