SİNDİRİM SİSTEMİ
Tefekkür

SİNDİRİM SİSTEMİ

Vücudumuzun bütün sistemleri gibi, sindirim sistemi de harika olaylar zinciri sonucu gerçekleşir. Fakat bizim bunlardan hiç haberimiz olmaz ve sıradan bir şey gibi bakarız.

Bediüzzaman Hazretleri sindirim sistemi ve sonrası için, dört mutfak ve dört süzgeçten bahseder. Evet, sindirim sistemi ağızda başlar ve ilk mutfak orasıdır. İkincisi midedir. Midenin salgıladığı enzimler ve asitlerle iyice boza haline gelen yediğimiz besinler, on iki parmak bağırsağına geçer. Otuz santimlik bu üçüncü mutfakta, safra kesesinden gelen salgılar ve pankreasın salgıladığı enzimlerle, kimyasal olarak atomlarına kadar ayrıştırılan besinler ince bağırsağa geçer. Çok hassas dördüncü mutfak da orasıdır. İnce bağırsak ortalama yedi metre uzunluğundadır. İç cidarlarında yarım milimetre boyunda beş milyon kadar villus denilen tümörler, bağırsağın emilme yüzeyini yüz kat arttırır. her bir villusta bulunan bir mikron uzunluğundaki çıkıntılar da yirmi kat arttırır. bu yüzden ince bağırsağın besinleri emme yüzeyi 550 metrekareye ulaşır. Emme vazifesini de beş milyon civarındaki bu villuslar gerçekleştirir. Şu harika sistemdeki ince hesap ve plânlamalara hangi tesadüfün eli ulaşabilir?

Dört süzgeçten ilki yine ince bağırsaktır. Zira besinlerdeki maddeleri seçerek ve süzerek emer. Oradan toplar damarlarla ikinci süzgeç olan karaciğere götürülür. Orada yüzlerce kimya fabrikasının yapabileceği kimyasal işlemler yapılır. Üçüncü süzgeçlerimiz böbreklerdir. İki milyon kadar nefron borucuklarında süzülen kandaki üre ve ürik asit gibi vücuda zararlı maddeler, bir kanalla idrar torbasına gider ve oradan da dışarı atılır. Dördüncü süzgeç akciğerlerdir. Toplar damarlarla sağ karıncığa giren karbonla kirlenmiş kan, iki damarla akciğerlere sevk edilir. Alınan nefesle akciğerlere giren havadaki oksijenle, kandaki karbon birleşerek karbondioksit olarak nefesle dışarı çıkar, kan da süzülmüş ve temizlenmiş olur.

Kısaca anlatılan bu sindirim sistemi ve kanın süzülmesi olayları, çok ince hesap ve plânlamalara dayanarak gerçekleştiğine göre, hangi tabiat ve tesadüf bu işlere karışabilir? Hangi kör kuvvet ve sebepler müdahale edebilir? Bu harika olaylar zinciri, nihayetsiz bir ilim, irade ve kudret sahibi olan Yüce Yaratıcıyı göstermiyor mu? İnkârla körleşmiş olanlar görmese de, akıl sahibi müminler elbette bu gerçeği görür ve Allah’ı tasdik ederler.

www.asyanur.info

Yorum Yap