Ehl-i imanın imanını dalâlet-i mutlakadan muhafaza etmek ve hem kendilerini, hem de vatandaşlarını kabrin tek başına hapsinden ve cehennemin ebedi idamından kurtarmak gayesiyle, bir asra yakındır bütün gayretleriyle çalışan Nur Talebeleri, dahili ve harici sebepler ve fitneler sonucu yorgun düşmüştü.
Devlet tarafından bir türlü anlaşılamayan veya anlamak istenilmeyen Bediüzzaman gibi, onun talebeleri de aynı kaderi yaşamaktan kurtulamadı. Hâlâ da anlaşılmış değiller. Fakat, onların anlaşılmak gibi bir dertleri yoktu. Cenab-ı Hakkın razı olması onlara yeterliydi. Milleti maddi ve manevi anarşiden muhafaza etmek ve bir kişinin daha imanını kurtarmak onların en büyük hedefiydi.
Zira, Üstad Bediüzzaman’ın tespit ettiği gibi, bu vatanın saadet ve selâmetinin temel taşları olan hürmet, merhamet, emniyet, haram ve helâli bilip haramdan çekinmek ve serseriliği bırakıp itaat etmek hakikatlerinin gerçekleşmesi, ancak imanın kalplerde tahkiki bir surette yerleşmesiyle mümkündü. Asâyiş ve emniyetin, huzur ve güvenin temini gerçek anlamda bunun dışında olamazdı.
Bir asra yaklaşan bu mukaddes hizmetin çeşmesinden feyiz alanların, dahili asâyişi ihlâl edici en küçük bir olaya karışmaması, bahsi geçen hakikate en büyük şahitti. Ancak, iki cihanın saadetine kefil olan İslâm dinine hizmet etmeyi şiar edinen ve onu nefsinde samimi olarak yaşamayı hizmetin en büyüğü telâkki eden bu masum halk hareketi; ilke ve inkılâpların bekçiliğini yaptıklarını iddia eden derin güç odaklarının hışmına uğramaktan bir türlü kurtulamadı. Arka arkaya gelen seksenli ve doksanlı yıllardaki dahili fitneler, hep bu sakat zihniyetin mahsulüydü. Güya dindarları ezmekle, kendilerince vatandaşları dinin verdiği zararlardan kurtarmış olacaklardı. Ne kadar garip!
Dahili kargaşalara sebebiyet veren ve hizmet etme şevkinin köküne kezzap döken fitneler ve bir nevi fetret dönemi iki binli yıllara kadar devam etti. Fakat, şartların elverdiği ölçüde iman hizmetinden de geri kalınmadı çok şükür.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

