Önceleri Molla Said-i Meşhur, daha sonra Bediüzzaman ünvanıyla doğu vilâyetlerinde tanınan Üstad Hazretleri, muhtelif mekânlarda kısa süreli kaldıktan sonra, nihayet Van ilinde İşkodralı Tahir Paşanın valilik konağında on beş yıl kadar kaldı. Bu zaman zarfında asr-ı hazır fen ve felsefe ilimleriyle de meşgul oldu. İslâm dünyasının geleceği hakkındaki siyasi durumların takibini yaptı.

Valilik konağında kaldığı sıralarda bir gün gazetelerin birinde dehşetli bir haber ile karşılaşır. İngiliz müstemleke bakanı Lord Gladiston, parlamenterlere hitaben Kur’an-ı Kerim’i göstererek “Bu kitap Müslümanların elinde kaldıkça biz onlara hakiki hâkim olamayız. Ya bu kitabı ortadan kaldırmalıyız ya da Müslümanları bu kitaptan soğutmalıyız.” diyerek, dehşetli plan ve teklifini ortaya koyar.

Bu müthiş haber karşısında, ruhundaki İslâm gayreti feveran eden Bediüzzaman Hazretleri “Ben de Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez manevi bir güneş olduğunu bütün dünyaya ispat edeceğim.” diyerek kararını verir. Sadece karar vermekle kalmaz, verdiği kararı icraat ve tatbikat sahasına koyar. Zaten, bir sâdık rüyada Peygamber Efendimizden (asm) “İ’caz-ı Kur’an’ı beyan et.” emrini almıştı.

Birinci cihan savaşı yıllarında harp cephesinde, Erzurum’un Pasinler cephesinde dağ ve derelerinde bir taraftan düşmanla savaşırken, diğer taraftan kalbine Kur’an’dan gelen nükteleri, kâtibi Molla Habib’e yazdırarak İşârâtü’l İ’caz tefsirini telif ediyordu. Daha sonraki yıllarda kimisini dağ bağ köşelerinde, kimisini hapishane ve sürgünlerde telif ederek tamamladığı ve altı bin sayfayı aşan Risale-i Nur tefsirleriyle, verdiği kararını başarıyla neticelendiren Bediüzzaman Hazretleri, dâvâsını zaferle sonuçlandırmış, onun iman ve Kur’an hizmetini ve doğrudan Kur’an’ı söndürmek isteyenler, asıl kendileri sönmek durumunda kalmışlardı.

“Men sabere, zafere.” hadis-i şerifinin beyan ettiği gibi, sabır, zafere götüren bir anahtardı. Zafere ulaşan bütün peygamberler ve tarihî şahsiyetlerde sabır, sebat, metanet ve kararlı duruş gibi vasıfların tamamı onlarda vardı. Geçici olarak mağlûbiyetleri olsa da, akıbet onların lehine neticeleniyordu. İşte, Bediüzzaman Hazretleri de büyük bir dâvâsı olan büyük bir İslâm âlimiydi. Her şeye rağmen o dâvâsını, Allah’ın izniyle zaferle neticelendirmişti.

Mukaddes bir iman hizmetiyle meşgul olanlar, bahsi geçen bu büyük şahsiyetleri kendilerine örnek almalıdırlar.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)