Bediüzzaman, yeni rejimin İslâm’a darbe vuran icraatlarına yandaş olmadığı, yardım etmediği ve rejimin kurucusuna  Kur’an’a zarar veren adam hüviyetiyle dost olmadığı gerekçesiyle, fakat başka sebepler bahane edilerek yirmi sekiz sene sürgün, işkence, hapis ve zehirlenmeler reva görülerek, dünya ona cehenneme çevrilmeye çalışıldı.

Eğer o, kendisine teklif edilen cazip şeyleri kabul edip rejime entegre olsaydı, beyler paşalar gibi rahat eder, servet ve saltanat içinde yaşardı. Fakat o zaman ne izzeti, ne şerefi, ne hizmeti ve ne de tefsirleri ortaya çıkmazdı. Menfi icraatların fetvacısı olarak çok büyük vebal altında kalırdı. Bir kısım hocaların ve şeyhlerin durumuna düşerdi.

Evet, o günden bu güne bir asra yakın bir zaman geçti. Dipçik zoruyla millete kabul ettirilemeyen ilke ve inkılaplar, yine aynı taktikle, bir kısım şahıslar ve kuruluşlar ihya edilerek vaziyet muhafaza edilmeye çalışılıyor. Servet, şöhret ve saltanat içinde olan bir kısım şahıslar, yazarak, çizerek ve ekranlardan konuşarak resmi ideolojiyi ve sahibini göklere çıkartırken veya onu korumak için bir kısım anayasal kuruluşların dikte ettiği bazı şeylerin fahri avukatlığı yapılırken şaşkınlık alâmetleri gösteriliyor. Burada şaşılacak ne var? Elbette her şeyin bir bedeli vardır. Birilerini bir yerden diğer bir yere doğru yükseltenlerin, bedel istemelerinden tabii ne olabilir ki?

Evet, çeşitli maslahatlara binaen rejime entegre olmayı içine sindirenlerin ve fikrî bağımsızlıklarından taviz vermeyi hizmetten sayanların vahim âkıbetleri kaçınılmaz hazin bir sondur. Allah hepimize iz’an ve basiret ihsan etsin, amin.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)