KORKUSUZ DÂVÂ ADAMI
Bediüzzaman Said Nursi

KORKUSUZ DÂVÂ ADAMI

16 MART 1920 yılında İngilizlerin İstanbul’u işgal ettiği ve boğazları tuttuğu bir zamanda, Angılikan Kilisesinin , mağrurane bir tarzda sorduğu altı sualine, altı yüz kelimeyle cevap istediği bir ortamda, bir tükürük ile cevap verdiğini misal veren ve tehlike yüzde yüz iken hıfz ve inayet-i İlâhinin kendine kâfi geldiğini söyleyen Bediüzzaman, en ziyade yaralananların, siperini bırakıp kaçanlar ve en az yara alanların, siperinde sebat edenler olduğunu beyan ediyor. “Firar edenler kaçmalarıyla ölümü daha ziyade karşılıyorlar.”diyor.

Ortalık güllük gülüstanlık iken mangalda kül bırakmayanların, bir parça zahmet ve sıkıntıyı görünce siperinden kaçması ve yapması gereken kudsi hizmetlerini askıya alması, şecaat ve cesaretle nasıl telif edilebilir?

Bediüzzaman’ın hayatında tanımadığı üç şey olduğunu öğreniyoruz: Biri unutmak. Okuduğu, gördüğü, duyduğu ve yaşadığı şeyleri unutmak istese de, unutamayan o mübarek insan, aynı zamanda haram-ı nazarı da bilmiyor. Gençliğinde on yıl İstanbul’da kaldığını, her gün bir elbise değiştirdiğini belirten Üstad, bir defa olsun nâmahreme nazar etmediğini söylemektedir. Üçüncüsü ise, korku hissidir. Allah’tan başka hiç bir şeyden korkmayan o dâvâ adamı, yaşadığı hayat maceralarıyla bunu doğrulamaktadır.

Evet, “İnkılab-ı siyasi cihetiyle dininden havf eden adamın dinde hissesi, beyt-ül ankebut (örümcek ağı) gibi zayıf düşmüş cehalettir onu korkutur, taklittir onu telaşa düşüttürür. Zira, itimad-ı nefsin fıkdanı (öz güven yokluğu) ve aczin vücudu cihetiyle, saadetini yalnız hükümetin cebinden zannettiğinden, kalbini, aklını da hükümetin kesesinden tahayyül eder, korkar.” (Münâzarât s.47)

Evet, ülkemiz garip ve tuhaf zamanlardan geçiyor. Sosyal hayatta var olan din geçeğine rağmen, dinden hazzetmeyenler, dini, toplum hayatında etkisiz hale getirmek istiyorlar. Bunlara karşı yapılacak en net ve mert tavır, doğru ve hak bilinen yolda sebat etmek, en küçük bir fasıla ve taviz vermeden kudsi hizmetlere devam etmektir.  Zira, meşgul olduğumuz vazife, hem bu millet ve vatanın birliğine, hem de âhiretimizin menfaatinedir. Hizmet bizden tevfik ve yardım Allah’tandır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube- Sami Cebeci videoları)

 

Yorum Yap