Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı boyunca takip ettiği en önemli maksatlarından biri olan ve din ilimleriyle fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir İslâm üniversitesi fikri, bu vatanın menfaati için arzu ettiği çok büyük bir idealidir.
Türkiye, İran, Pakistan, Kafkaslar, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğunun ortasına düşen; Van, Diyarbakır ve Bitlis’te şubeleri bulunan böyle bir İslâm üniversitesinin neler kazandıracağını Bediüzzaman şöyle izah eder: 1- Bahsi geçen coğrafyalarda yaşayan ve farklı ırklara mensup olan Müslüman kavimleri menfi ırkçılığın bozmasını önlemek. 2- Bunlar arasında inkişaf etmesi gereken İslâm kardeşliğini tesis etmek. 3- Fen ilimleri ile din ilimlerini birbiriyle barıştırmak. 4- Avrupa medeniyeti ile İslâm’ın hakikatlerini musalâha ettirmek. 5- Kahire’deki Cami-ül Ezher üslubunda tesis edilecek böyle bir İslâm üniversitesini “Medresetü’z Zehra” adıyla kurmak suretiyle, Doğu insanına yeni fenleri benimsetmek. 6- İslâm kardeşliğinin gelişmesiyle İslâm Birliğine giden yolun önünü açmak.
“Yeni Dünya Düzeni” yaftasıyla dengeleri bozulmuş dünyamızın, böyle bir İslâm Birliğinin denge unsuru olmasına ne kadar ihtiyacı olduğu açık bir gerçektir. Sulh, sükûn ve asayiş içinde, maddi ve manevî güzelliklerin hükmettiği bir dünya, insanlığın ortak özlemidir. İlâhi Rahmetin şanındandır ki, böyle bir saadetli neticeyi ve istikbalde dünyanın bütün kıt’alarına hükmedecek olan Kur’an’ın çizdiği İslâm kardeşliği çerçevesinde teşekkül edecek dünya barışını, insanlık âlemine en büyük nimetlerinden biri olarak ihsan etsin. Temennimiz, duamız ve inancımız odur.
asyanur.info samicebeci.net

