İnsanlık tarihi boyunca gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin en kâmili, en eşrefi, en yücesi olan son peygamber Hazret-i Muhammed (asm); Hira Mağarasında nübüvvet vazifesiyle tavzif edildiği zaman, Cebrail (as) aracılığıyla Cenab-ı Haktan aldığı ilk emir (İkra!), yani (Oku!) idi. “Seni yaratan Rabbinin adı ile oku.”
İslâm dininin mensuplarına yüklediği bir çok mükellefiyetler olmasına rağmen, ilk gelen emrin (Oku!) olması, gerçekten çok anlamlıdır. Bu emr-i İlâhiye uyarak bütün Müslümanlar hem dînî, hem de dünyayı ilgilendiren ilimleri okuyarak, araştırarak milyonlarca eserler meydana getirdiler. Müslüman ilim öncüleri olarak yazdıkları eserler, asırlarca hem Doğu hem de Batı ülkelerinde kaynak eserler ve ders kitapları olarak okunarak gelindi.
Müslümanların dinlerine sımsıkı bağlı kaldıkları sürece maddi ve manevi yükselmesine, gevşedikleri zaman tedenni edip gerilemelerine tarih şahittir.
İşte, İslâm dininin yaşandığı ve prensiplerine riayet edildiği zamanlarda, Bağdat kütüphanelerini dolduran milyonlarca kitap meydana gelmişti. Avrupa, Orta Çağ karanlığında yüzerken ve ilim adamları Engizisyon mahkemelerinde çeşitli cezalara çarptırılıp idam edilirken, İslâm âlemi dünyaya ilim ve medeniyet ışıkları saçıyor ve insanlığın gözlerini kamaştırıyordu.
Endülüs, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetleri o çağların mahsulüydü. Fatih’in Semaniye medreseleri, Kanuni’nin Süleymaniye medreseleri hem din ilimlerinin hem de fen ilimlerinin tedris edildiği nurlu mekânlardı. Bizlerin okumaktan değil, arşivlemekten bile aciz kaldığımız milyonlarca kitap, Osmanlıdan bize miras kalmıştı. Ancak, harf inkılabıyla birlikte tamamen koptuğumuz bu kitaplar, kütüphanelerin tozlu raflarında, kendilerini okuyup gün yüzüne çıkaracak gerçek sahiplerini, yeni nesillerin kitap sevgisiyle dolu kalplerini ve nurlu ellerini bekliyor.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)