Hayat

YÜZDE BİRLİK MESELE

Reklam

“Şeriatın yüzde doksan dokuzu ahlâk, ibâdet ve fazilete dairdir. Ancak yüzde biri siyasete taalluk eder. Onu da ulülemirlerimiz düşünsün.”diyerek, 31 Mart 1909 hadisesinde isyan etmiş sekiz avcı taburunu itaate getiren Bediüzzaman, bu vesileyle önemli bir ölçüyü de ifade etmiş oluyor.

Evet, İslâm dininin yüzde doksan dokuzu, her bir mümini teker teker ilgilendirir. Ahlâk, ibâdet ve fazilet mânâlarını içine alan dinin en önemli kısmını amel olarak yaşayan her Müslüman, şeriatı kendi âleminde icra etmiş olur. Şeriat, o insanın âlemine gelmiş demektir. Böyle fertlerden meydana gelen ve milletin yüzde altmış veya yetmişini teşkil eden kitleler, şeriatın geniş dairelerini ilgilendiren kısmını daha kolay hazmeder ve onun sağlam temellere oturmasını temin ederler.

İman hizmetleri sayesinde, gönül rızasıyla ve inanarak o nispete ulaşılmadan, çeşitli yollarla devlet gücü elde edilse ve din hayatın her alanına hâkim kılınmaya çalışılsa, o vakit, din namına istibdat ve baskı kurmaya mecbur kalınır. O da kâfiri münafık eder. O dahi geçici ve muvakkat olur. Halbuki, İslâm dini âleme gelmiş, tâ zâlimâne istibdat ve tahakkümü mahvetmek için. Din namına istibdat yapılamaz.

“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar.”diyen bir Bediüzzaman’ın mesleğini benimseyenler, nasıl farklı yollara müsamaha ile bakabilirler?

Ancak, müsamaha etmemek düşmanlık etmeyi gerektirmez. Zaten, Risale-i Nurlardan tam dersini alan bir müminin kalbinde, gerçek anlamda düşmanlık bulunamaz. Bulunsa da mecazi olur ve acımak suretine dönüşür.

Bütün insanlığı kucaklayan, hiç bir parti ayırımı yapmadan iman hakikatlerini tebliğ eksenine oturtan ve müstakil bir hizmet cereyanı olan Nur hareketinin, meslek esaslarından siyasete  taalluk eden bu konular, yüzde birlik meseledir. Fakat, tarihi seyri içinde dikkatle bakıldığı zaman, iman hakikatlerinde değil, bu yüzde birlik meselede ihtilâfların çıktığı ve onun neticesinde de ayrılıkların meydana geldiği görülür.

O halde, bu yüzde birlik meseleleri iyi anlamak ve Bediüzzaman’ın bu alanda da vazifeli olduğunun şuuruyla, o husustaki dersleri doğru kavramak lâzımdır.

asyanur.info       samicebeci.net

Reklam

Yorum Yap