Tefekkür

KÂİNATIN YOKTAN YARATILMASI

Reklam

1970 Yılının başlarında Büyük Patlama olarak ifade edilen “Bing Bang” teorisi ortaya atıldı. Bu teori hâlâ geçerliliğini koruyor.

İlim adamlarının tespitine göre, yaklaşık on beş milyar yıl önce bu kâinat yoktu. Herşey sıfır noktasındaydı. Her nasılsa ilk madde meydana geldi, büyük bir patlamayla parçalandı ve birbirinden ayrıldı. Devamlı kâinatın maddesi birbirinden uzaklaşmaya ve gittikçe kâinat genişlemeye devam ediyor. Allah ile bağlantı kurmadan ve Onu yok farz eden bu yaklaşımla, dinimizin izahları arasında bir benzerlik vardır.

Nihayetsiz maksat ve gayeler için bu kâinatı yoktan var eden Cenab-ı Hakkın ilk yarattığı şey, hadis-i şerife göre Hazret-i Muhammed’in (asm) nurudur. Allah, o nurdan kâinatın ilk maddesini icat etti. Madde-i aciniye diye tabir edilen ilk maddede atomlar bile henüz teşekkül etmemişti. Esir maddesinden meydana gelen ilk maddeden atomlar yaratıldı. “Gökler ve zemin bitişik iken, Biz onları birbirinden ayırt ettik.” (Enbiya Suresi: 30)mealindeki ayete göre, yoktan ve hiçten yaratılan kâinat birbirinden ayrıştırılıyor. Ayette geçen ifadeye göre, maddenin ezelden beri var olduğu anlaşılmaz ki, yoktan var edildiği kabul edilmesin. Ezelî olma vasfı yalnız Allah’a mahsustur.

Gökler ve zeminin ayrılmasından sonra, Allah dünyamıza acele kabuk bağlatarak, canlıların yaşamasına elverişli hâle getirip, cin ve insanlar için bir imtihan meydanı yapıyor. “Semayı da kudretimizle bina ettik; onu genişleten de Biziz.” (Zariyat Suresi:47)ayeti, gittikçe genişleyen bir kâinatın içinde olduğumuzu gösterir. Bütün galaksilerin birbirinden uzaklaşmakta olduğu, yirminci yüz yıl astronomisinin keşfettiği ilmî buluşlar arasındadır. Bu gerçek, kâinatın yaratılışından bu yana devamlı genişlemekte olduğunun delilidir. İlim adamları bu hakikate asırlar sonra ulaşmışlardır. Bu hakikat, Kur’an-ı Kerim’in Allah kelâmı olduğunun da belgesidir. Başlangıçta yoktan bir icat var, sonra dünya ve kâinat üzerinde sürekli bir icraat olduğu anlaşılıyor.

Vahdet-ül Vücut meşrebinin yanlış anlaşılmaya müsait yorumlarıyla kâinatı anlamaya ve anlatmaya çalışanlar, Ehl-i Sünnet mezhebinden çıkarak hem yanılırlar hem de yanıltırlar. İman cihetinde kendilerini ve dinleyenlerini tehlikeli yollara düşürürler. Bu noktada, büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Hazretlerine kulak verilmelidir. Yoksa hata yapma ihtimali çok yüksektir.

asyanur.info              samicebeci.net

 

Reklam

Yorum Yap