(Dünden devam)

İrade, meyelan ve tasarruf meselesini iyi anlamak için bir örnek verelim: Meselâ; bir çekirdeğin etrafında güneş ışığı, hava, su ve toprak denilen dört sebep bir araya geldiğinde, o zaman bütün sebepler gerçekleştiği için, Allah’ın irade ve kudretiyle o çekirdek ister istemez ağaç olur ve meyve verir. Burada çekirdeğin iradesi söz konusu değildir. Fakat, insanın iradesi içindeki meyelan ve tasarrufun haricî bir vücudu olmadığından ve tam bir sebep gerektirmediğinden dolayı, her hangi bir mecburiyeti yoktur. Ne istiyorsa yapmakta serbesttir. İnsan, kendi fiillerinin yaratıcısı değildir ve icat etme kabiliyeti yoktur. Bunun tersi olsa iradesi ortadan kalkmış olurdu.

Bir başka mesele de; Cenab-ı Hak insanın cüz’i iradesini, külli iradesinin taallukuna basit bir şart yapmıştır. Yani, insan iradesiyle bir şey yapmaya meyledip, o meyildeki tasarrufu harekete geçirdiği anda, Allah da külli iradesini taalluk ettirdiyse ve iki irade bir şeyde ittifak ettiyse, o şeyin vücuda gelmesi gerçekleşir. Allah’ın iradesi taalluk etmediyse, insan ne yaparsa yapsın istediği şeyi yapmaya muvaffak olamaz. Yani, Allah’ın külli iradesi, insanın cüz’i iradesine bakar. Allah’ın dilemesi ve istemesi de aynı istikamette ise ve müsaade etmişse o şey olur. Sorumluluk gerektiren bir şey yapılmışsa, o sorumluluğu da bizzat insanın kendisi yüklenir.

Bu ince meseleyi bir örnek ile izah edelim: Meselâ; yedi katlı bir binanın asansöründeki beyaz düğme ile binanın bütün katlarına, siyah düğme ile bodrum katına  inilebildiği ve yedinci katta ziyafet, bodrumda işkence yapıldığı haber verildiği halde; kendi iradesiyle siyah düğmeye basan ve bodrum katta işkencelere uğrayan kişinin, kimseden şikâyet etmeye hakkı olamaz. Çünkü, bilerek kendi istedi. Aynen öyle de, bir asansör gibi bu vücudumuz bizi Allah’ın kudretiyle istediğimiz yere götürür.  Fakat, kendi irademizle ve tercihimizi kötüye kullanarak, Allah’ın razı olmadığı kötü yerlere gidilirse, sorumluluk da kendi irademize ait olur.

Bu münasebetle, Bediüzzaman Hazretlerinin şu orijinal ifadelerine dikkatle bakmak lâzımdır: “Ey insan! Senin elinde gayet zayıf, fakat seyyiatta (kötülük yapmada) ve tahribatta eli gayet uzun ve hasenatta (iyilik yapmada) eli gayet kısa, cüz’i irade nâmında bir iraden var. O iradenin bir eline duayı ver ki, silsile-i hasenatın bir meyvesi olan cennete eli yetişsin ve bir çiçeği olan saadet-i ebediyeye eli uzansın. Diğer eline istiğfarı ver ki, onun eli seyyiattan (kötülüklerden) kısalsın ve o şecere-i mel’unenin (lânetli ağacın) bir meyvesi olan zakkum-u cehenneme yetişmesin. Demek, dua ve tevekkül, meyelan-ı hayra  büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tövbe dahi, meyelan-ı şerri (kötülük yapma meylini) keser, tecavüzâtını (saldırganlığını) kırar.” (Sözler s. 437)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)