Lügat anlamıyla misyon kelimesi, en büyük arzu, hedef, amaç, vazife, görev ve hizmet anlamlarına gelir. O vazifeyi yerine getirenlere de misyoner denilir. Geneldeki bu anlamların yanı sıra, misyonerlik denildiği zaman akla, Hristiyanlık dinini dünyaya yaymaya çalışan idealist din adamları gelir.

Her ne kadar tahrif olmuş ve bozulmuş bir dinin yayılmasına çalışıyorlarsa da, misyonerlerin gayret ve çalışkanlık, fedakârlık ve hamiyet gibi duygularını takdir etmemek mümkün değildir. Buzullarla kaplı Grönland adasındaki Eskimolardan, Afrika içlerindeki kabilelere kadar, Alaska’dan dünyanın öbür ucundaki      Avustralya’ya kadar uzanan geniş bir dünya coğrafyasında, her türlü tehlikeyi, meşakkat ve zahmeti göğüsleyerek, çeşitli metotlarla  İsevî dinini yaymaya çalışan bu insanlar, samimi olarak yaptıkları bu vazifenin neticelerini çoğu zaman alıyorlar. Çünkü, Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi “Samimi bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz.”

Yıllar boyunca ilgi kurduğu insanların peşini bırakmayan, telefon, faks, mektup ve tebrik kartlarıyla onlara çok önem verdiğini  gösteren, müspet bir tepki alamasa bile usanmadan bu vazifesini sürdüren misyonerler; okul, hastane ve bilhassa üniversite faaliyetlerinin sonuçlarını er ya da geç almaktadır.

Müslümanlara gelince; hak ve ebedi, en son ve hükümleri kıyamete kadar bâki kalacak ve güzel ahlâkın tamamını kendinde toplamış olan bir dinin mensupları olduğumuz halde, iman zayıflığından kaynaklanan dünyevileşme hastalığı, dâhilî sürtüşmeler, İslâm dinini yaşamada gevşeklik , mukaddes bir idealden yoksun oluş ve günü birlik yaşama alışkanlıkları ve plânsızlık gibi zaaflarla, yeteri kadar dinimize hizmet edilememektedir. Fakat, her şeye rağmen İslâm dini bir çığ gibi dünya çapında büyümeye ve yayılmaya devam ediyor.

İslâm dini, insan fıtratının aradığı ebediyen yaşama arzusuna en güzel bir şekilde ve ikna edici bir tarzda açıklık getirmektedir. Her şeyi sorgulayan bu asrın maddeci insanlarının her türlü sorusuna ikna edici cevaplar vermektedir. Hristiyanlıktaki aklı ve fikri susturup, kayıtsız şartsız teslim olmak istenmesine rağmen, İslâm dini aklı şahit tutmaktadır. “Niçin akıl etmiyorsunuz? Niçin bakmıyorsunuz? Neden incelemiyorsunuz? Ne kadar az düşünüyorsunuz?” gibi nice ayetler, insanlığı aklı ile istişareye dâvet etmektedir. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)