Maddi ve manevi, dünyevî ve uhrevî hiç bir şey beklemeden, yapılan ibadet ve hizmetlerin yalnız Allah emrettiği için yapılması ve neticesinde de, Allah’ın rızasından başka hiç bir maksat ve gaye gözetilmemesi anlamına gelen hakiki ve tam ihlâs; ancak kulun kendisi ile Allah  arasında bilinen bir sır ve anlaşmadır.

İhlâsla yapılan zerre kadar bir hizmetin, tonlarla hâlis olmayana müreccah ve üstün olduğunu bilen müminler, ihlâs hakikatinde terakki etmeyi hayatın vazgeçilmez temel taşı kabul ederler. Ancak, hadis-i şeriflerden anlaşılacağı gibi, ihlâs sahipleri de, hayatlarının sonuna kadar onu kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıyadır.

İnsan unsurunun olduğu her yerde, müspet duygular kadar, menfi duyguların da olmasından dolayı, mutlaka az veya çok problemlerin meydana gelmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Rekabet, kıskançlık, haset, mümin kardeşine ihsan edilen bir takım meziyetleri çekememe veya en iyi ben yaparım gibi bir takım ihlâs hakikatine zıt duygular; mevcut hizmet ve iyilikleri darmadağın eder. Dimyat’a pirince gidilirken, evdeki bulgurdan da olunur.

İslâmi cemaat ve hizmet gruplarının içinde ihtilâfa sebep olan ve mevcut kuvveti zayıflatan zıtlaşmalara kapı açan sebeplerden birisi de, iyi olana kanaat etmeyip, en iyi olanın aranmak istenmesidir. Zaten, ihtilaf unsuru olan fertler zarar vermeye çalıştığını söyleyecek değiller. Mevcut hizmetleri beğenmediğini söyleyip, daha iyisinin  yapılamadığını tenkit edip ifade etmekle, hem mevut hizmetlerin tahribine, hem de hizmet ortamındaki ihlâs ve samimiyetin mahvına sebep olurlar.

Bahsi geçen mânâları en özlü sözlerle ifade eden Bediüzzaman Hazretleri “Ey talib-i hakikat! Madem hakta ittifak, ehakta ihtilaftır. Bazen hak, ehaktan daha ehaktır.  Hem de olur hasen, ahsenden daha ahsen.” der. (Sözler s. 659)

Evet, bazen en iyi, iyinin düşmanı olur. En iyinin mücadelesi yapılırken, iyi olan da elden gider. Hak olan bir meselede ittifak sağlanırken, daha hak olanda ihtilaf meydana gelmiş olur. İşte, iyilik zannıyla hizmetlere fenalık yapmanın en antika şekli budur.

Hakiki ihlâsın ne olduğunu bilen herkes, ihlâstan bahseder ve o görüntüyü de verir. Fakat, İslâmî cemaat ve grupların manevi hayatını zehirleyen sebepleri ortadan kaldırıp tedavi eden tek ilaç ise, hakiki ve tam ihlâsın yaşanmasıdır. O da, Allah ile kul arasında olan bir anlaşma ve sırlı bir düğümdür. Kim ihlâsını kırar ve bulunduğu ortama zarar verirse, Allah ile olan ahdini bozmuş ve tek taraflı olarak anlaşmayı feshetmiş olur. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)