(Dünden devam)
Batı toplumlarında yeniden dine dönüş meselesi fundamentalizm olarak yorumlanırken, İslâm dünyasında ise başta Bediüzzaman Hazretleri olarak, önemli İslâm âlimleri ve mürşitlerinin başlattıkları çalışmalarla, Asr-ı Saadet özlemi ve Müslümanca yaşama gayretleri, dinden hoşlanmayan ve İslâm dinini Suriye hudutlarından Arabistan’a sürme niyetinde olan lâik kesimi adeta çıldırttı.
23 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyetin ilân edilmesiyle başkent kabul edilen Ankara, mabetsiz ve camisiz bir şehir olarak kurulmuş ve lâik yaşantının sembolü olmuştu. Ancak, zaman içinde bugün Türkiye’nin en çok camisi bulunan şehirlerin başında geliyor. Bu tablo, lâik kesime çok şey anlatıyor. Camileriyle, mescitleriyle, Kur’an kursları, İmam-Hatip liseleri ve Risale-i Nur dershaneleriyle Türkiye, yeniden İslâm dinine dönüş heyecanını yaşıyor. Bu dindarlaşma dalgası, amirinden memuruna, çobanından profesörüne kadar toplumun bütün katmanlarına yayılıyor. Bunun adı irtica değil, milletin aslına dönme ve rücu etme hadisesidir. Kapitalist ve modern hayatın manen harap ettiği kitleleri, İslâm inancıyla şuurlu bir hale getirip, dinî yaşantıyı sadece Cuma namazlarına mahsus değil, günün yirmi dört saatine yayıp, Kur’an ve Sünnet üzerine hayatlarını sürdürmelerini temin etmektir.
Hristiyan dünyasındaki fundamentalizm cereyanı da, milleti irşat edip dünya ve âhiret dengesini gözeterek, modern hayatın mahvettiği manevi ve moral değerleri yeniden canlandırıp, Hristiyanlığı yalnız Pazar gününe mahsus olmaktan çıkarıp, hayatın her anına yaymaktır. Bu anlamda dinlerini yeniden ihya ederek, dinsizlik cereyanlarına karşı mücadele eden ve Batılı dinsizler tarafından hor ve hakir görülmeye çalışılan bu Hristiyanlar ile şuurlu Müslümanların bir yol bulup, Allah’ı inkâr cereyanına karşı şeklen ve resmen de ittifak faaliyetleri yapmaları icap eder. Zaten bu konuda, Peygamber Efendimiz (asm), âhirzamanda Hristiyanların dindar ruhanileri ile Müslümanların ittifak ederek büyük bir kuvvet kazanıp, müşterek düşmanları olan dinsizlik cereyanlarını mağlûp edeceğini haber vermektedir.
Dünyanın bozulan dengeleri içinde, asayiş ve huzura, emniyet ve barışa çok muhtaç ve çok ihtiyarlamış dünyanın böyle bir ittifaka, her zamandan daha fazla ihtiyaç olduğu açık bir gerçektir. Sivil toplum kuruluşları arasında yapılacak böyle ittifaklar olabileceği gibi, devletler arasında da ittifaklar kurarak, genel bir dünya barışına katkı yapılabilir. Böyle bir ittifakı, Allah’ın rahmetinden bekliyoruz.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

