Cemaat asrı olan zamanımızda, Bediüzzaman Hazretlerinin en önem verdiği hakikatlerin başında ihlâstan sonra tesanüt gelir. Risale-i Nur eserlerinin muhtelif yerlerinde tesanüdün üzerinde çok durmaktadır. Bir paragraflık bir mektubunda bile bunu görmek mümkündür. Meselâ: “Aziz kardeşlerim! Evvel âhir tavsiyemiz, tesanüdüzü muhafaza; enâniyet, benlik, rekabetten tahaffuz (korunma) ve itidâl-i dem (soğukkanlı olmak) ve ihtiyattır.” (Şualar s. 277) diyerek, bahsi geçen vasıfları, iman hizmetinde bulunanlara tavsiye eden ve başından sonuna kadar her cihetle korunmamızı emreden Bediüzzaman’ın bu husustaki hassasiyeti çok dikkat çekicidir.
Özellikle, tesanüt noktasında yaptığı ısrarlı ikazlar bilinen bir gerçektir. İhlâstan sonra en büyük kuvvetin tesanütte olduğunu sürekli belirtmiştir. Acaba Bediüzzaman, bu hakikate neden bu kadar önem veriyordu ve bunun sırrı neydi? “Aziz, sıddık kardeşlerim! Sizin tesanüdüze benim ziyade ehemmiyet verdiğimin sebebi, yalnız bize ve Risale-i Nur’a menfaati için değil, belki tahkiki imanın dairesinde olmayan ve nokta-i istinada ve sarsılmayan bir cemaatin kat’i buldukları bir hakikate dayanmaya pek çok muhtaç bulunan avâm-ı ehl-i iman için, dalâlet cereyanlarına karşı yılmaz, çekilmez, bozulmaz, aldatmaz bir merci, bir mürşit, bir hüccet (delil) olmak cihetiyle, sizin kuvvetli tesanüdüzü gören kanaat eder ki ‘Bir hakikat var, hiçbir şeye feda edilmez, ehl-i dalâlete başını eğmez, mağlûp olmaz.’ diye kuvve-i maneviyesi ve imanı kuvvet bulur, ehl-i dünyaya ve sefahete iltihaktan kurtulur.” (Şualar s. 284)
Evet, işte bahsi geçen sır burada yatıyor. Keşke, Risale-i Nur dairesi bu sırra mazhar olabilseydi. Fakat, kader ve hikmet noktasından bakıldığı zaman, farklı isimlerdeki grupların meydana gelmesinde de çok ince sırlar ve imtihanlar olduğu kolayca görülür. Deccalizm ve Süfyanizm cereyanlarının, İslâm dinine yaptığı dehşetli tahribat ve yıkımları tamir etmekle vazifeli olduğunu bilen bütün Nur Talebeleri, ilim zemininde bu cereyanlarla mücadele vere vere bu günlere kadar geldiler. Bu manevi cihad esnasında pek çok zayiat vermek durumunda kalsalar da, kendi aralarındaki ihlâs, sadâkat ve tesanüt hakikatini koruyarak, iman ve Kur’an hizmetlerine yine de devam ediyorlar. Kendi dışında kalan diğer Nur Talebelerinin hizmetlerini de tebrik edip duacı oluyorlar. Çünkü, bütün Nur Talebeleri aynı maksada hizmet ettiklerinin farkındalar. Bundan dolayı, Nur grupları başta olarak, İslâm dinine hizmet eden cemaatler birbirlerinin aleyhinde asla konuşmuyorlar. İhtilaf etmemek şeklindeki ittifaklarını koruyorlar. Onların hepsine ne mutlu! (Devamı yarın)
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

