Yaklaşık beş senelik bir aradan sonra, yapılan dâvet üzerine 23 Ocak 2015 Cuma günü Alanya yolundayız ve oradan da Gazipaşa ilçesine geçeceğiz.
Her ne kadar Bediüzzaman Hazretleri “Ehl-i hakikatin sohbetine zaman ve mekân mani olmaz; manevi radyo hükmünde, biri şarkta, biri garpta, biri dünyada, bir berzahta olsa da rabıta-i Kur’aniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur. “(Kastamonu Lâhikası s. 18) diyorsa da, maddeten ve sureten görüşüp birlikte Nur Risalelerini müzâkere etmenin de tadı başka oluyor. Zaten Bediüzzaman, müfritâne irtibat çerçevesinde bu tarz ziyaretleri “Kuvvet vermek ve almak, şevk vermek ve almak, teselli etmek ve müteselli olmak” hakikatiyle değerlendiriyor.
Cuma namazından sonra, saat on dörtte Esenboğa’dan havalanan uçağımız, elli dakikalık bir uçuşla Antalya hava alanına indi. Servisin kalkma saatini beklerken otobüs şoförüyle biraz sohbet ettik. Elli iki yaşında olduğunu söyleyen arkadaşa “Bu kadar yoğun bir çalışma ortamında, öbür taraf için de çalışmaya vakit bulabiliyor musun?” diye sordum. Maksadımı anlayamadığını fark edince “Yani âhiret için bir hazırlığın var mı? Beş vakit namazla aran nasıl?” diye sorumu tekrarladım. Önce düşünceye daldı ve sonra acı bir gülümsemeyle “Hocam görüyorsun, bu çalışma şartlarında bırak namaz kılmayı, bazen yemek yemeye bile fırsat bulamıyoruz, Allah affetsin.” dedi. “Büyük İslâm âlimi merhum Bediüzzaman Hazretleri diyor ki: ‘Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarf ediyorsun?’ Bu cümle çok önemli. Eğer sırf dünya için yaratılmış olsaydık, önümüzde ölüm ve kabir, Mahşer ve Sırat gibi olaylar olmamalıydı. Şayet bunlar bizi bekliyorsa, mutlaka âhiret âlemi için de bir çalışmanın içinde olmalıyız. Kimse bizim adımıza bizim âhiretimiz için çalışmaz. Herkes kendi eliyle ne götürebilecekse ona bakmalı.” diye başlayan sohbetimiz bir hayli devam etti. Sonra “Hocam! Önce kırk yaşına geleyim, o zaman namaza başlarım dedim, başlayamadım. Emekli olunca başlarım dedim, o zaman da başlayamadım. Şimdi elli iki yaşına geldim. Bundan sonra namaza başlayıp ta Allah’ı mı kandıracağım! hayat bundan sonra da her halde böyle devam edip gidecek. Halbuki, benim dedem hocaydı. Bana namaz kılmayı ve namaz surelerinin hepsini öğretmişti. İçinde yaşadığım ortamlar beni maalesef bu hale getirdi.” dedi.
Otobüs şoförü olan arkadaş, toplumun genelinde var olan manevi hastalıklara tercüman oluyordu. Biraz daha sohbetten sonra “Hocam! Bu akşam eve gittiğimde eşimle de konuşacağım ve inşaallah birlikte namaza başlarız.” dedi. İşte, iki saatin içinde yeni bir arkadaş daha namaza başlamaya karar vermişti. Bu insanlara mutlaka bir şefkat eli uzanmalı ve onları içinde bulundukları gaflet bataklığından kurtarmaya mutlaka yardımcı olmalıdır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci videoları)

