Her meselesini meşveret zeminlerinde halleden ve ben yerine biz mantığı ile hareket eden Yeni Asya Nur Talebeleri, altı ayda bir ülke genelindeki hizmetlerini müzakere ettikleri gibi; üç ayda bir bölge çapındaki ortak hizmetlerini de istişare ediyorlar. Böylece, Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de övdüğü “Onların işleri aralarında istişare iledir.” ayetinin mânâsına uygun olarak hizmetlerini sevk ve idare ediyorlar. Onlara ne mutlu!

14 Eylül 2014 Pazar günü Çorum ilinde Orta Karadeniz bölge toplantısı vardı. Gelen dâvet üzerine Cumartesi gününden yola çıktık. Çünkü, o akşam umumi ders olacaktı. On dört otobüsüne bindiğim zaman, pencere kenarında orta yaşlı bir adamın oturduğunu gördüm. Hayırlı yolculuklar diledim. Böyle seyahatlerde, yol arkadaşım olan kişilerle muhakkak konuşmak âdetimdi. Bir müddet gazetemi okumakla meşgul oldum. Bir ara “Çorumlu musun?” diye sordum. “Çorum’da oturuyorum. Annem Çorumlu, babam ise Yozgatlı.” dedi. “Bir kimsenin babası nereli ise, kendisi de oralıdır. Bundan dolayı, aslında hepimiz cennetliyiz. Çünkü, Hazret-i Âdem (as) babamız ve Hazret-i Havva validemiz orada yaratıldı ve vazifeli olarak dünyaya gönderildi. Bu dünya asıl vatanımız olan cennete göre gurbettir. Bu dünyaya gönderilişimizin sebebi, imtihanımızı kazanarak tekrar cennete dönmektir. Orayı kazanmak için bir gayret var mı?” diye sordum. “Vallahi hocam, ne yalan söyleyeyim, ciddi bir çalışma maalesef yok. Dünya meşgaleleri ve tembellik yakamızı bırakmıyor.” dedi. “Kaç yaşındasın?” diye sordum. “Yaş kırk üç. Ömür çabucak geçiverdi.” dedi. “Hani sen kırk yaşına gelince beş vakit namaza başlayacağını söylüyordun, o niyete ne oldu?” dedim. Gülerek “Şimdi elli yaşında başlamayı hedefime koydum.” dedi. “Elli yaşına gelince de emekli olmayı hedefleyeceksin. Emekli olunca da, şimdiye kadar namaz kılmadım, bundan sonra kılıp ta Allah’ı mı kandıracağım, hiç kılmayayım daha iyi diyeceksin. İşte şeytanın en büyük hilesi budur. ‘Sen Müslümansın. Nasıl olsa kılacaksın. Ama şimdi erken, biraz daha ertele.’ der. Bu tuzağa düşmemeli ve hemen bu gün namaza başlamalı.” Bu minval üzere devam eden sohbetimiz Çorum’a kadar sürdü. Okuduğum gazeteyi hediye ettiğim Kadir adındaki memur arkadaş “Eşim de yeni namaza başladı, annem zaten kılıyor. Bu sohbet benim için çok faydalı oldu. Ben de beş vakit namaza bu gün başlamaya karar verdim.” dedi.

Şu hizmetin kerametine bakın! Bir yolculuk sonunda ortaya çıkan sonuç ne kadar mutluluk vericiydi! Bu yüzden ilmî keramet varken, başka şahsi kerametlerin arayışına girmek, mesleğimizin esasıyla örtüşmüyordu. Terminale indiğimizde, temsilcimiz Mehmet Kovancı ile tanıştılar ve telefonlarını vererek buluşmaya söz verdiler.

Aynı akşam,  farklı il ve ilçelerden gelenlerin de katılımıyla oldukça kalabalık bir cemaatle, mesleğimizin temel esaslarından biri olan “şevk-i mutlak” üzerine bir ders paylaştık. Bediüzzaman Hazretleri, kitapların arasından bizlerle konuşuyor ve hizmet etme şevkimize şevk katıyordu.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)